AnasayfaKoçaklama › BALKANİZASYON…

BALKANİZASYON…

Dağılma sürecinin bir önceki adımı Duraklama sürecini yaşayan AB’nin bir türlü oluşturamadığı birliği. Bölgenin eski efendisi Türkler 600 yıl bir arada yaşama ve yaşatma kültürünü nasıl başarmışlar ve bu kültürleri bugüne kadar sağ salim ulaştırmışlardır.

Balkanların geçmişinde biz olmasaydık;  Ortodoks kültür bugüne kalırmıydı?

Bulgarca, Arnavutça, Sırpça, Boşnakça  dilleri ile  Kiril metody  alfabesi bugüne varmıydı?

Yugoslavya’nın lideri TİTO’nun 12. Mart.1978 de Yugoslavya’nın kuruluş yıldönümünde yaptığı manidar söylevinde; “Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur… İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. Nasır, benim dostumdur ancak ondan önce dünyanın geleceğinin korunması Anadolu’ya düşer. Anadolu’da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli bağımsızlıktır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır.”  derken aslında Rumeli’de gizlenen bir çok oyun ve politikayı da ifade etmiştir. Avrupalı egemen krallıklar sömüremedikleri coğrafya dan Türkleri çıkararak, Balkan ve Rumeli halklarını savunmasız bırakmış sonra paylaşmış ve de kullanmışlardır.

Makedonya, Kosova, Bulgaristan’da genç nüfus kalmamış hepsi Avrupalı olmuştur. Erkeklerin işi muslukçuluk, güzel kızları da geyşa yapılmışlardır. Yunan zaten eşcinseller kulübü rolüyle yetinmiştir. Kıyılarında her türlü sapıklık, sapkınlık kol gezmektedir.(Kataligos’un, Ortodoks’tan intikamı) senaryosunu görememektedirler.  Balkan milletleri sadece bağımsızlıklarını değil, haysiyetlerini dahi kaybetmişlerdir.

İstanbul da 3 üniversitemiz fevkalade güzel bir çalışmaya imza attılar. Balkanlar ve Rumeli’yi kültürler arası etkileşimi bir çalıştay ile konuştular. Ancak, gündemde ve konuklar arasında Bulgaristan ve Türkleri yoktu. Bulgaristansız bir Balkan toplantısı, başka bir Balkanizasyondur. Hala en çok nüfusumuz oradadır, en tesirsiz, teşkilatsız, kullanılan, gavur Bulgarın olmayan merhametine bırakılmış nüfuz alanımız da oradadır. Sorumlusu Dış işleri Bakanlığıdır, Bakan yardımcısı da o toplantıdadır. Sorumluları aramızdadır.

Diline yatırım yapmayan, yaptırmayan bir diplomasi, Ana dilde ve yerinde eğitimin önemini ancak fark etmiş bir YÖK??? Yunus Emre Enstitüsü, Tika ve yurtdışı Türkler Daire Başkanlıkları ile bölgeye adeta seferberlik ilan eden hükümete ve politikalarına, aynı kurumun içinde çalışıp da paralele hizmet edenlerce  yapılan sabotajlar ve dile alınmayacak tavır ve davranışlar ister gaflet deyin, ister aptallık, ister ihanet. Televizyon dizilerimiz bu teşekküllerden daha verimli hizmet ediyor, biline.

Balkan politikamız yoktur, oluşturamazsınız, yaptırtmazlar. İBATE ne anlam geliyor, bilmeyenlerce Balkan Politikası oluşturulamıyor. Gazi Mustafa’nın Balkanlar ve Rumeli için ABD’li General Mc.Artur’a söylediği vasiyet gibi sözlerini ‘’Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul’u, Kıbrıs’ı, Adalar’ı, Batı Trakya’yı, doğduğum yer Selaniki dahil alacağım. Türkiye hudutlarına katacağım.’’ görmezden gelerek Balkan politikası oluşturamazsınız. Atina antlaşmasını, Lozanı, Yunan Bulgar sevr’ini, Nuelly, Seyri sefaini bilmeden,  Balkan Antantının alt yapısını bilmeden yürüyemezsiniz, tuzağa düşersiniz. Haini kahramanım diye baş üstü tutarsınız??? Bulgaristan da olduğu gibi.!

Rumelinin ucunda duran bir soru???18.Haziran.1911 KOSOVA; onarımı tamamlanan Sultan Murad-ı Hüdavendigar’ın Şehitlik makamında ki türbenin, İslamın Halifesi Padişah Sultan Reşad tarafından açılışı yapılacaktır. İnsanlar Rumelinin ta öteki ucundan uzak, yakın demeden kopar gelir, koşarak gelir. Üsküplü Arnavut, Elbasanlı Torbeş, Sarayevolı Boşnak 200 binin üzerinde Müslüman aynı secdeye baş koyarken  bir yıl sonra 14.Ekim.1912 de nasıl oluyor da Sırbistan da ayrılık tohumları ekilmiş milliyetçilik isyanı başlıyor. 100 yıl geçmiş Türkiyenin bu günki durumuna da çözüm üretebilecek bir tek doktora tez çalışmamız yok, ne yapar bu YÖK…

Bölgede ABD her eski  Türk kalesi olan sancak merkezlerimizde bir üniversite açmış; yerel Akreditasyonu ama var, ama yok. Diplomasını okyanus ötesinden veriyor. Devşiriyor. Enteresan Alman da Kolejlerle bende buradayım demek istiyor. Bankalarıyla bölgeyi kuşatmış. Ekonomi elinde.

İşte bölgedeki ABD üniversiteleri  (Üsküp Amerikan College-Makedonya, Amerikan University of Tiran- Arnavutluk, Kosova Amerikan University (RİT), Saraybosna Amerikan University- Bosna Hersek , Belgrad Anglo Amerikan Universiy- Sırbistan, Amerikan College Hırvatistan- Zagrep, Girne Amerikan Universitesi- KKTC, Amerikan University in Bulgaria-SOFYA, Blogoevgrad Amerikan University-BULGARİA. )

Adam yapacağını yapıyor da biz ne yapıyoruz. Çeşme, köprü, cami onarıyoruz.

Ne diplomatınız bunu anlamış, nede profesörünüz. Askeriniz zaten KFOR hizmetinde.

Bölgedeki ABD üniversitelerine bir bakınız, haritayı bir düşününüz;  Nerede kaldığımızı  veya bırakıldığımızı çok iyi anlayacaksınız. Mevla bizi Akılsız cüppeli ve rütbelilerden korusun.

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası