AnasayfaSiyaset › Başına Çuval & Gözüne Parmak

Başına Çuval & Gözüne Parmak

            Ve toprağa kan düştü…

             Satın alınmış güvenlikle nereye kadar?

            Ülkemizin ve sınırlarımızın ve de milli menfaatlerimizin nasıl korunacağı yüzyıllardır bellidir.

            Hiçbir şey bilmesek, unutsak, unutturulsak, hafızamızı kaybetsek, ceddin kan döktüğü meydanlar, tabyalar, cepheler bize bu sınırları haykırıyor.

            Filistin’in toprak hukukunu ve önemini 1937’de neler yapılması gerektiğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk meclis kürsüsünden dünyaya bildiriyor

            Olmuşu eşelemekten ziyade, bu olanlardan sonra; sıfır hata ile ne yapmamız gerektiği konusunda herkes dağarcığında ne varsa ortaya döksün.

            Allah beterinden saklasın. İşte gündemimizde ne kaldı? Ne geçim kaldı, ne işsizlik, ne de seçim. Beterin beteri var, bunun da beteri var. Ders çıkarmak, tavır almak, pozisyona geçmek…

            Filistin’e yardım gayesiyle giden insani amaçlı kervanımız, yolda baskın yemiş, haramilerce Müslim, Gayrimüslim ziyadesiyle insan katledilmiş, yardımları da, yedeklerindeki eşyaları da kanun, kitap bilmez zorbalarca zapt edilmiştir.

            Somalili korsanlar bu haramilerin yanında hiç kalır.

            Gazze (Kaza) açtır, bi-ilaçtır, altyapı yoktur, üst yapı perişandır, elde avuçta yoktur. Dört bir tarafı; tarihte mazlum diyerek sahip çıktığımız, benden gayrisi mahluk anlayışındaki İsrailli Siyonistlerince kuşatılmıştır (Sion Öğretsi).

            Hak ve hukuk sükût etmiş, zalim kol gezmekte… Kızıldeniz’de Firavun’un önündeki mazlum, Akdeniz’de Firavun olmuş, zalim olmuş; şapka düşmüş, kel görünmüştür.

            Ortadoğu’yu okumak için iki, üç, beş üniversite bitirmek; tarih, etimoloji, antropoloji, sosyoloji bilmek yetmiyor.

            Her hafta başı tanrısına “Beni düşmansız bırakma duasıyla” başlayan bozuk teoloji ile öğretili savaş makinesiyle karşı karşıya olduğumuz akıllardan hiç çıkarılmamalıdır (Sion Öğretisi).

            Yüz yıl önce İngilizlerce dengeleri bozulan coğrafyayı ve halkı oluşturan etnik ve dini kimlikleri ve o dinlerin kimi muharref (tahrif edilmiş, değiştirilmiş) öğretilerini bilmeden ve o bölgenin iklimini onlarla birlikte yaşayarak teneffüs etmeden, Adem’in dünyaya ayak bastığı yer olan bu coğrafyanın, Ademoğlu’nun yok oluşuna sebep olacak bir yöre olduğu anlaşılamayacaktır.

            Ortadoğu’nun terminolojisi yazılmalı; Filistin, İsrail, Musevi, Yahudi, Siyonist, Arap, Sünni, Şia ve Fatımi Şiası… Yaser Arafat, Ben Gurian, Filistin Kurtuluş Ordusu, Lübnan, Solcu Müslümanlar, Sağcı Hıristiyanlar, Musevi Araplar, Dürzî, Keldeni, Asurî, Sümeroloji, İslami cihad, İhvanı Müslimin ve Hamas ve dahi daha da çok var…

            Ecdadın “Her gördüğün sakallıyı, deden zannetme” sözü sanki bura için bir kulak küpesi, altın bir nasihattir.

            Bunları bilmeden adım atmak; her adımda ya mayına basmak, ya da kendinin veya yandaşının silahından çıkan mermiyle bir uzvunu kaybetmekle eşdeğerdir.

            Gazze istikrarsız bir bölgedir. Himayemizi talep edebilir. Tarihte çok devlete ve millete himaye verdik. İşte bunun, bu konunun referandumu seve seve yapılabilir.

            Ortadoğu’ya başkasının kefiyesiyle, keyfiyle değil; gireceksek kendi kaftanımızla girmeliyiz.

            Çok dağıtmadan, madem seçimle gelmiş bir Hamas iktidarı tanınmıyor ve bu fikir dünyada taraftar buluyordu, işte İsrail’de seçimle gelen zulüm ve bize de saldıran, kan döken bir hükümet ortadadır. Aynı sebeplerle savaşçı, zalim, barbar Siyon çocuklarının yerine, barışı yaşatmaya niyetli Musa’nın evlatları gelene kadar Ambargo koyalım ve dünyadaki tüm devletlerden isteyelim. BM’de atağa geçelim, bu konuda aktif inisiyatif alalım. Amerikan milliyetçilerinin bunlardan çok rahatsız olduklarını biliyoruz. Amerikan milliyetçilerine bu Anglo-sakson, Neo-con, Siyonist vahşetin, yaptırımların; ABD’nin de dünyanın da hayrına olmadığını anlatalım, anlayacaklardır.

            Prima ülke politikada, sanayide, üretimde, eğitimde, sporda, siyasette taklitle olunmaz. Olacaksak kendimizleşeceğiz ve kendimizi keşfedeceğiz.

            Kudret Hak’tadır ve biz haklıyız.

            Mağdur edebiyatı besleme kültürüdür. Bize yakışmaz…

            04.06.2010

            [email protected]

 

  

 

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası