AnasayfaÇevre › BUĞDAY (2)

BUĞDAY (2)

Geçen yıl “buğday” başlıklı bir yazı kaleme almış; “Dünya buğday ve su savaşlarına doğru gidiyor” demiş ve akıl, idrak, irade, basiret ve beka sahiplerini aydınlatsın, yol göstersin, yön versin ki istikametlerini gecikmeden belirlensinler istemiştik…

Ayrıca, küresel ısınma ve buna paralel iklim değişikliğinin, Türkiye’mize yönelik olumsuz etkilerini anlatmaya çalışmış; Özellikle de, ülkemizdeki çölleşmeye dikkat etmemiz gerektiğini yazmıştık…

Dahası, demekle de, yazmakla da kalmamış, “iğneyi kendimize batırıp” Çorlulu bir iş adamı ve sanayici arkadaşım ile Ukrayna’da 17.500 dönümlük bir çiftlik kiralayıp buğday ekmiş; İşadamlarımızı da, önderlik ettiğimiz bu konuda bilgilendirmiş ve davet sunmuştuk.

Geçen yıl Rusya’nın rekoltesi (yangınlardan dolayı) düşük olunca, Putin Ukrayna’ya geldi ve ertesi gün limanlardan tahıl ihracatı derhal bıçak gibi kesildi.

Akabinde dünya fiyatları ikiye ve ziyadesine katlandı…

Hani biz, akıl sahiplerine içtenlikle davet yapmıştık!..

Ama görülüyor ki ülkemde kurnazlar buğdayla oynuyor.

Tarım ülkesi Türkiye, ürettiği kendisine yeten ve artanıyla komşularını besleyen Türkiye!.. Şimdi “beslemelerin elinde” kendini beslemekten aciz Türkiye haline gelmiş; Ankara’nın kurnazları “Rabbena, hep bana” duasından başkasını belli ki okuyamıyorlar.

TÜRKİYE BUĞDAY İTHAL EDİYOR

Tarım Bakanı, buna rağmen halâ yerinde oturuyor, istifa etmiyor.

Kuraklık mı oldu? Kıtlık mı var? Tahıl’ın köküne kıran mı girdi?

Aynı durumdaki haysiyetli bir Japon, herhalde harakiri yapardı!..

Bu yıl geçen yıldan, geçen yıl da evvelki yıldan belliydi. Kararname mi? (www.resmi-gazete.org/tarih/2011.0225-7.htm) (ek:2) Geçen yıl toprak mahsulleri ofisi (TMO)’ne 1 milyon tona kadar ithalât izni verilmiş; 680 bin ton ithalatla yılı kapatmışız.

Bu yıl sahnede, resmen görevli ve sorumlu TMO yok.

Beslemelerin özel ve güzel sektörü var…

Bakanlar Kurulu kararı (eminim çoğu sayın bakan’ın haberi bile yoktur) ile “Buğday ve Yulaf ithalatında gümrük vergisi Mayıs ayına kadar % 130’dan, % 0’a, evet yüzde sıfır’a düşürülmesine ilişkin ithalat resmi kararına ek karar ile uygulamaya konuluyor.” (Bakınız: Resmi gazete: 25 Şubat 2011 gün 27857 sayı). (ek: 2)

1 Mayıs’tan sonra gümrük vergisi tekrar % 130!….

28 Şubat – Mart – Nisan – 1 Mayıs, yani 2 ay, toplam 60 gün…

Hangi Tüccar 60 günde dünyada buğday, yulaf, boş gemi bulacak? Yükleyecek, Türkiye’ye getirecek, boşaltacak, depolayacak? Üstüne üstlük, kredi, akreditif bulacak, ithalat yapacak!… İmkânsız değil mi?

Zaten bütün dünya bize ve bu garabete gülüyor.

Ama 60 günü bırak bugün 22 Mart, gemiler limanlarımızda boşaltma yapıyor.

Bunlara adrese teslim kararname denir, adresleri bellidir.

Beslemeler……..

Adreslere aktarılan paralarla hürriyetimiz gitmekte; Milliyetimiz değiştirilmektedir.

Türk Çiftçisinin hakkı olan para Hüvellezi, Cebellezi edilmekte… Sınırlı zamanda sınırsız tonaj’da Buğday ve Yulaf ithalat kararnamesi!.. Kimsede çıt yok!…  

Âli ve milli menfaatlerin sadık bekçisi” muhalefet nerede?

Hani, bir “çikita” muz kararnamesi vardı geçmişte, altı üstü bin tondu.

Fırtınalar, kasırgalar kopmuştu memlekette, hem mecliste hem medyada.

Şimdi …şutika..

Takdiri sükun… (22 Mart 2011)

EK: (1) Buğday (1) Yalçın KOÇAK

            Uzun zamandır yazmak istiyordum Buğday ve Su savaşlarına gebe bir dünyada yaşıyoruz neler yapmalıyız, ne önlemler almalıyız.  Çünkü Buğday, dünya nüfusunun tamamının temel gıda maddesi, yani stratejik bir ürün..

            Geçen yıl Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi yurt dışında da davetlilerin olduğu küresel Isınma ve Türkiye konulu bir konferans tertip etmişti.

            Bu konferansta konuşan BM gıda bölümünde çalışan bir panelist, bizim de yetişmesi esnasında az su isteyen buğday türünden kullanmamız gerekliliğini anlatıyordu. Adamı adeta payladım. Atmosfere karbon salınımına siz devam edeceksiniz,  bizler yağmursuz ve susuz kalacağız ve de siz bizlere az su ihtiyacıyla büyüyebilen buğday tohumu satarak sömürüye devam edeceksiniz mealindeki konuşma duayen gazeteci Yalçın Bayer Beyefendinin araya girmesiyle tatlıya bağlandı.

            Fakat beynimiz; ülkemizin buğday açısından iklimsel geleceğinin hiçte iç açıcı olmadığı, çölün güneyden kuzeye doğru yayılma hızının çok olduğu, Konya Karapınar’ın SOS verdiği sesinde Ankara’dan duyulmadığı, çok düşen yeraltı suyunun ovada çöküntülere, obruklara neden olarak uyuyan beyleri uyandırmaya çalıştığını tekrarlıyor.

            Bir işadamı arkadaşımla birlikte Ukrayna’nın Karadeniz sahilindeki Nikolayev şehrinde, çorapsız toprağa bassan altıparmak çıkaracak verimli kara topraklarından büyük bir çiftlikte ekim yapma kararı aldık. Memleket sever bütün işadamı arkadaşlarıma tavsiyem Kırım, Ukrayna boş topraklarıyla Kazakistan ve Türkmenistan’da buğday ekimi yapsınlar.

            İşte Rusya bu yıl ihracatı yasakladı, fiyatlar ikiye üçe katlanacak…

            Her şeyi devlet denilen bürokrasi becerisinden beklemeyelim. Onların aklı ne et’e yetti, ne suya. İngiliz emperyal su şirketleri 2012 yılında İstanbul’un su ihtiyacını Bulgaristan’dan nasıl satarız diye hesap içinde hesap geliştiriyorlarken; biz avare kasnak misali lâkırdıyor,  fuzuli gündemlerle oyalanıyoruz. Buğday işimiz kötüye gidiyor…

***

 

EK: (2) Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü;

25 Şubat 2011- Cuma, Tarih ve 27857 sayılı TC Resmi Gazete

 

BAKANLAR KURULU KARARI

 

            Karar Sayısı: 2011/1408

            20/12/1995 tarihli ve 95/7606 sayılı Kararnameye ektir.

            Ekli “İthalat Rejimi Kararına Ek Karar”ın yürürlüğe konulması; Devlet Bakanlığının 1/2/2011 tarihli ve 4024 sayılı yazısı üzerine, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Kanunun 1 inci, 14/5/1964 tarihli ve 474 sayılı Kanunun 2 nci, 6/5/1986 tarihli ve 3283 sayılı Kanunun 2 nci, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Kanunun 16 ncı, 22 nci ve 55 inci maddeleri ile 2/2/1984 tarihli ve 2976 sayılı Kanun hükümlerine göre, Bakanlar Kurulu’nca 4/2/2011 tarihinde kararlaştırılmıştır.                                                     

Abdullah GÜL                                             Recep Tayyip ERDOĞAN

Cumhurbaşkanı                                           Başbakan

……..ve diğer bakanlar kurulu üyeleri……………..

                                                                                                                                                 

İTHALAT REJİMİ KARARINA EK KARAR

 

            MADDE 1 – (1) 20/12/1995 tarihli ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi Kararı’na ekli (I) Sayılı Liste’de yer alan ve aşağıdaki tabloda gümrük tarife istatistik pozisyonları (G.T.İ.P.) ve isimleri belirtilen maddelerin gümrük vergileri karşılarında gösterildiği şekilde değiştirilmiştir.

G.T.İ.P.                        MADDE İSMİ                   GÜMRÜK VERGİSİ ORANI (%)

                                                                                 AB, EFTA     B-HER.       D.Ü.

1001.10.00.00.19         Diğerleri                              0(1)                0                  0(1)

1001.90.99.00.11         Adi buğday                        0(1)                0                  0(1)

1001.90.99.00.12         Mahlut                               0(1)                0                  0(1)

1001.90.99.00.13         Kaplıca (kızıl) buğday       0(1)                0                  0(1)

1004.00.00.00.19         Diğerleri                             0(1)                0                  0(1)

1008.10.00.00.00         Kara buğday                     0                     0                  0

(1): Söz konusu gümrük vergisi 1/5/2011 tarihinden itibaren (bu tarih dâhil) %130 olarak uygulanır.

            MADDE 2 –(1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

            MADDE 3 –(1) Bu Karar hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

 

***

BİR DARB-I MESEL

İbretlik Bir Fıkra

 

Ormanın birinde Aslanlar toplanmış; “yahu” demişler, “hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader!… Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor;  Fillere saldırsak, fazla büyük…
Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor;

Ee balık yakalayacak halimiz de yok…

N’aapsak? ”

Bir tanesi “en iyisi, öküzlere saldıralım” demiş, “iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş… Tam dişimize göre!” Olur mu? Olur. Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer… Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış. Aslanlar aç bilaç… N’aapsak, n’aapsak? Sonuçta, “tilkiye danışalım” demişler.

Tilki “kolay” demiş, “beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim…” Kabul etmişler. Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar…

Ama; Şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o…
Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, Kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!” Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” Mantığıyla, verivermişler sarı öküzü… Aslanlar da afiyetle yemiş.

Bir gün, iki gün …. Tilki gene gelmiş.

“bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş
Ve eklemiş: “ama şu var ya benekli öküz, benekli öküz, O burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, Canları çekiyor, verin, kurtulun!”

Öküz heyeti düşünmüş, “otlağın selameti için” Teslim etmiş benekli öküzü…

Üç gün, dört gün… Tilki gene gelmiş.

Kuyruğu uzun olanı… Burnu beyaz olanı… Tombul olanı… Tek tek alıp, gitmiş.

Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar…

Günlerden bir gün… Artık tilki gelmemiş!

Gerek kalmamış çünkü. Doğrudan aslan gelmiş.

“hanginizi istiyorsam, Canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, Adamı hasta etmeyin” demiş. Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, “keşke sarı öküzü vermeseydik” demiş ama iş işten geçmiş.

***

İşte Öküzlük böyle bir şeydir…

***

Bu hikâye sebebiyle, dünyaca ünlü alman şair ve tiyatro yazarı Bertolt Brecht akla geliyor… Bir şiirinde aynen şunları yazmıştı:

“Naziler önce komünistleri tutukladılar;

Komünist değilim diye ses çıkarmadım.

Sonra Yahudileri tutukladılar,

Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım.

Sosyal demokratları tutukladılar,

Savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım.

Sıra bana geldiğinde; Etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı!”

***
Şimdi bakın çevrenize…
Çevrenizde ses çıkartacak kimse kaldı mı?
Umarım sıra size gelmez!..

***
O HALDE: ÖKÜZLÜĞÜN ALEMİ YOK !

(ALINTI)

 

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası