Anasayfa › Kategori › Koçaklama
s_8237

2.5 parti…

Batılı Oryantalistlerce üretilen İZM ’ler GDO’lu gıdalar gibidir. Bizi kaç nesil sonra çökertecek bilinmez. Bu nedenledir ki; Bu necip millet, bizde ki karşıtları gibi gözüken aslında uzaktan kumanda uzantıları Oksidentalistler vasıtasıyla geliştirdikleri çülük, çilik akımlarına mesafeli yaklaşırız.

Bu dolmaları bize ve bizden evvelkilere de farklı ambalajlarla yutturmuş, yedirmişti, bizi kendisine rakip görüp, bitkisel hayatta tutan emperyal sömürücüler, kan emiciler.

garbžyat

Oksidentalizm değil, Garbiyat…

Oryantalizm diğer adıyla şarkiyatçılık (Doğuculuk) üç yüz yıldır hetero, makro, mikro projeleriyle ipek yolunu, baharat yolunu, petrol bölgelerini, şimdide pipe-line ve gaz enerji hatlarını ilgi sahasına oturtmuş gece, gündüz 7/24- 365 gün akademisyenleriyle, ordusuyla, diplomatları ve haber alma örgütleriyle kendi ulusal öz menfaatlerini koruma ve kollama adına tez ve karşı tez hatta karşı komite ve gruplar ve de öğretiler düzenlemekte, düşünce sistemleri dizayn etmekte, coğrafyalara yeni sınırlar çizmektedir.

muradiye-külliyesi-045_3_4-Large

BALKANİZASYON…

Dağılma sürecinin bir önceki adımı Duraklama sürecini yaşayan AB’nin bir türlü oluşturamadığı birliği. Bölgenin eski efendisi Türkler 600 yıl bir arada yaşama ve yaşatma kültürünü nasıl başarmışlar ve bu kültürleri bugüne kadar sağ salim ulaştırmışlardır.

Balkanların geçmişinde biz olmasaydık;  Ortodoks kültür bugüne kalırmıydı?

Bulgarca, Arnavutça, Sırpça, Boşnakça  dilleri ile  Kiril metody  alfabesi bugüne varmıydı?

garbžyat

GARP okumaları…

Oryantalistlerin üç yüz yıl önceden başladıkları üç kıtalı, üç hilalli devletimizi parçalama; topraklarımızı paylaşma, petrol coğrafyasını sömürme projeleri için kurdukları enstitüler, yetiştirdiği beyinler ve bunların opositeleri (karşıtları) karşılıkları adeta cıvata ve somun gibi farklı gözüken, aksi gözüken fakat aynı amaca hizmet eden oksimoronları, parçalanan ana gövde biz ve diğer kurulan peyke devletçiklerde ki yetiştirdikleri eğittikleri, peyledikleri, besledikleri, sıfatlarıyla taçlandırdıkları, makamlandırıp maaşlarını dahi bize ödettikleri batı tipi adamları, batı suratlı, batı sıfatlıları sakın batıya karşı zannetmemeliyiz. Bizim kültür jargonumuzda Mankurt, batılıların Zombi dedikleri işte bu kendi kültür ve harsına kendi özüne, evladına, ayaline tasallud eden aklı alınmış cüppeli ve rütbeli mahlukattır.

turk-alman-universitesi-kapilarini-aciyor-4907294_9468_o

GERMANY ÜNİVERSİTAT…

Ne Üniversiteymiş şu Alman Üniversitesi; kanunu bir bela, açılışı bir başka bela. Getir gelmez, bırak gitmez.

Hatırlayalım; 2012 yılında YÖK eski Başkan vekili Prof. İzzet Özgenç, karşılıklı kanunla kurulacak Türk ve Alman Üniversitelerinden, Türkiye’dekine Rektör olacaktı. O günün Alman Büyükelçisinin Makamına gidip kendisini pazarlaması istenince, haysiyetli bir davranış gösterip hem adaylıktan, hem YÖK’teki tüm vazifelerinden istifa etmişti de karşılıklılık ilkesinde de gol yediğimizi bu vesile ile öğrenmiştik. Biz kanunu çıkardık ama Alman kıvırdı. Böyle kanun olmaz diyen İzzet hoca haklı çıktı.

chp

‘Gezi Ruhu’ mu? ‘Gazi Ruhu’ mu?

Cumhuriyetin savaş görmemiş, açlık, kıtlık, yokluk ve yoksulluk görmemiş tarihi düzmece okumuş, suyu süzmece içmiş Birinci neslin birikimlerini, ikinci neslin temkin ve tedariklerinin üzerine şanslı üçüncü nesil; İbn-i Haldun’un sosyolojisine göre savaş görmesi olası muhtemel olan nesil, ya da batı sosyologları tabiriyle birikimleri iflas ettirecek üçüncü nesil. Yani biz ve sonrası.

Hangisini baz alırsak alalım Cumhuriyetin 3. Nesil olduğumuz doğrudur ve günümüzün de, gündemimizin de 1913-14 yıllarıyla paralel benzerlik gösterdiği de doğrudur.
Ogün paralel bir yapı vardı, besleme Jön Türk.

Bugünde paralel bir yapı var besleme Jön Şakird.

yalçın koçak

18 Mart 1924

Malaya zırhlısı ile İtalya’ya göç ettirilen Vahdettin, ABD Başkanına mektup yazarak, yakın ve uzak gelecekte (bu günlerde) olacakları haber veriyor…
Peki, biz niye bu olanları okuyamıyoruz da; O, doksan yıl evvelden bilip, söylüyor.

Söylüyor, yetmiyor yazıyor….

İyi ki de yazıyor.

111

URFA, MİLATTAN ÖNCE…

Dört, belki de beş bin yıl önce belki İbrahim peygamber zamanı, diyarı Urfa’ya Vali dayanmazdı. Vali’nin en küçük bir baskısı ve vergi toplamalarında Urfa ahalisi toplanır topluca beddua ederdi bir aya kalmaz Vali Efendi öbür dünyayı boylardı.

Son Vali öldükten sonra uzun müddet Valisiz kalır Urfa, sonunda biri gönüllü olur. Hünkâr ve divan şaşkındır ama görevlendirilmesi yapılır ve yeni Vali görevine başlar.

Tellallar çıkarır Urfa’ya göreve başlamam şerefine şenlik yapacağız herkes iki yumurta alsın gelsin, tez.

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası