AnasayfaDemokrat Parti (1946) › DYP-ANAVATAN Oynaşması ve Melih Gökçek

DYP-ANAVATAN Oynaşması ve Melih Gökçek

Yalçın BAYER

28 Mayıs 2007

 adsiz4

 

YALÇIN Bey, size birşeyler anlatmak istiyorum” diyor Ankara’daki muhatabımız.

Ankara’daki siyaset bu gelişmelerini bilmesini istiyor. İlk sözü “DYP ve ANAVATAN birleşiyor gibi yaparak aslında oynaşıyorlar” oluyor ve yaşadığı gelişmeler karşısında üzüldüğünü söylüyor.Kendisini dinliyoruz:

“Dünkü DYP’nin isim değiştirme kongresine gidemedim. Çünkü CHP-DSP işbirliğinin karşısında üzülmüştüm; sağda bir şey gerçekleşmeyecek diye… Esasta bu birliktelik hareketleri, tabana ilk başta sıcak ve sempatik geldi. Biz solu birleştirdik, kendimizi ‘taklid-i’ Demokrat Parti (DP) senaryosu ile gündemde tutmaya çalıştık.

Söyleyeceğim şudur:

Sağduyulu Türk seçmeni bu ‘dolmayı’ yutmamıştır.

Bu ‘birleşmenin’ altındaki samimiyetsizliği erken farketmiş, ilk baştaki heyecanını yitirmiştir.

Kulislerden duyduğumuza göre, Süleyman Demirel’in dahi meydana çıkan bu oluşuma ilk baştaki sıcaklıkla bakmamaktadır. Söyleyenlerin günahı boynuna…


DP’NİN TILSIMI

nin sinerjisini ve tılsımını bilen Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’ın girişeceği oyunlara karşı nasıl hareketsiz kalınır.Biliniyor ki Gökçek, AKP kuruluşundan önce Afyon-Kaplıca toplantıları esnasında Demokrat Parti’nin varlığıyla Ankara Belediye Başkanlığı pazarlığını ‘kotarmıştır’…

Hatta düzenlettiği anketlerle (Erdoğan o sıralarda yasaklıydı) kendisini de katarak Abdullah Gül, Cemil Çiçek, Hüsnü Doğan, İlhan Kesici, Ali Müfit Gürtuna, Erkan Mumcu, Mehmet Ağar, Yalçın Koçak ve Sadettin Tantan gibi isimlerle ’100 Dev Adam’ projesini ortaya atmıştı.

‘Tartışmalı’ bazı sonuçlara göre, bu anketlerde kendisini istenen ‘lider’ konumuna getirmişti.

Ne kadar siyasetin ‘akar yolu’nu değiştirmeye çabalamış olsa da, Okyanus’un öbür tarafı kararını vermişti:

 


ERDOĞAN’IN ÖNÜNÜ KESEMEDİ

 

Çünkü ABD, Irak’a oturacaktı; Türkiye’de de partner olarak, Erbakan gibi ‘ulusal’ değil, ‘light İslamic’ bir lider ve parti lazımdı.İşte Melih Gökçek’in kavrayamadığı buydu.

1960 ihtilalinde Ankara’da Jusmat İstasyon Şefi olarak görev yapan Ruzi Nazar’la Recep Tayyip Erdoğan’ın ilişkisini bilmiyordu.

Gökçek, rahmetli Uğur Mumcu’nun bir zamanlar çok gündeme getirdiği CIA mensupları Paul Henze ve Graham Fuller’in, Türkiye için hazırladıkları ‘proje’den hiç haberi yoktu.

Çünkü o zaman başka ‘işler’ yapıyordu Gökçek...

Bütün bu gelişmelerden haberi olan Necmettin Erbakan, RP İstanbul Teşkilat Başkanı olan Kahraman Emmioğlu’na, hiç bir şart altında Recep Tayyip Erdoğan’a, vekalet bırakmamasını israrla tavsiye ettiğini kaç kişi bilir?

Ama Erdoğan’ın, Gökçek’le ilgili başka rezervleri vardır. O ayrı.

Bu anlattıklarımdan sonra esasa dönelim:

Merkez sağda DP senaryosu gündeme gelince, Gökçek gene her zamanki gibi devreye girdi.

Maaşlı ‘adamı’na İçişleri Bakanlığı’na müracaat ettirerek DP ismini aldırttı. 48 saat sonra da eleştiri ve baskılara boyun eğerek ‘fesih’ dilekçesini verdirmek zorunda kaldı.

Belki de araya ‘hatırlı sırdaş dostlar’ girdi.

Bunu AKP Genel Merkezi’nde bir kişi çok iyi bildiği kulislerde dolaşıyor.

Basına da yansıyan bütün girişimleri ‘akamete’ uğradığı görüldü.

Dimyata pirinçe giderken evdeki bulgurdan olacağını da anladı ve sessizce köşesine çekildi.

Ortalığı karıştığı ile kaldı.

 

 

SU İÇİN BU KADAR KAFA YORSAYDI

 

AKP’ye intikal eden duyumlara göre, erken seçim kararı ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’nin ‘iktidarsızlıkları’, Anayasa Mahkemesi’nin kararları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki bazı dosyalar ve bunun dışında Kuzey Irak meselesine dönük sorunlar yumağı karşısında”AKP kapanabilir. (Çünkü parti kapatma hukuku heran gündeme gelebilir.) AKP’nin ciddi sayıdaki yöneticisi siyaseten yasaklanabilir. Gökçek durumdan bir ‘vazife’ çıkarabilirdi.”

Ama olmadı.

Melih Gökçek, 2000′lerdeki rüyasını gerçekleştiremedi.

Gökçek, keşke Ankara’ya su temini konusunda bu kadar kafa yorsaydı!

Ama bir gerçek var, keşke DP ismi hiç olmazsa Gökçek’in ‘yeddi-i emin’inde kalsaydı. Bu kadar hoyratça kullanılmazdı. Ağar’la Mumcu’nun yaptığı evlilik değil ‘muta’ nikahıdır.

Ve ancak kendilerini kandırmaktır.

 BÜROKRATTAN ‘DEMOKRAT’ OLMAZ

 Şunu unutmayın: “Bürokrattan ‘demokrat’ olmaz.’ (Orjinal DP’de müsteşar düzeyinde altı bürokrat aday olabilirdi, o da parti yönetiminin kararıyla… Genel Başkan mı? Asla!)1946′nın Demokrat Partisi, ANAVATAN’ın içerisinde ve ancak ancak ANAVATAN delegeleri ile açılabilirdi.

İki parti yöneticilerinin yaptığı ‘naylon’ bir isim değişikliğinden öte bir şey değildir.

Göreceksiniz ne Ağar’a, ne Mumcu’ya ve de Gökçek’e bunlardan bir fayda çıkmayacaktır!”

Muhatabımız çok ilginç değerlendirmeler yapıyor ama bu günlük bu kadar yeter.

Daha yazacak çok şey olabilir.

 

 

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası