AnasayfaEğitim › Hoş Geldin Yusuf Ziya Bey

Hoş Geldin Yusuf Ziya Bey

YÖK
Eski Başkanımız Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, çok da etik ve estetik sayılmayacak
biz şekilde, masanın diğer yanına, bizim tarafımıza gönderildi.

Ne
yapmıştı Yusuf Ziya Hoca? İptal edildi, edilmedi tartışmalarıyla ülke gündemini
uzun yıllar işgal eden üniversitelerdeki kılık-kıyafet serbestisini uygulamaya
koydurttu; gerçi noksanı da vardı. İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Kemal
Alemderoğlu ile şimdinin milletvekili o zamanın Rektör Yardımcısı Nur Serter hakkında,
YÖK kanunu ve mevzuatının bu konuyu yazan sayfalarını yırtmaktan, Meclis
iradesine karşı gelmekten, ceberrut uygulamalarla ikna odaları rezaletini uygulamaktan,
halkı kin ve nefret bloklarına ayırmaktan ilgili savcılara suç duyurusunda bulunup,
dava açmalıydı ki bu militer demokrat kafalar izana gelsin, -çülük –çülük’lerinin
ardına saklandıkları maskeleri düşsün. Ne diyordu Ergenekon’dan içeri alınıp da
salınan Kemal Gürüz? “Ben Amerikancıydım, beni niye içeri aldılar, anlamadım.” Bana
karşı; yani Türk’e Türkiye’ye karşı bir şeylerin arkasına saklanan, pusu atanlar,
her pusucu gibi kafalarının arkadasında hesabı olanlar, bay kravatlılar, çift
cepliler, duble maaşlılar tam tasfiye edilmediler; edilmeliydiler…

Ek
17. madde iptal edilmemişti, cesaretle uyguladı Yusuf Hoca.

Katsayıdaki
adaletsizliği kaldırarak teknik eğitimi de, ülkenin esas ihtiyacı mesleki
eğitimi de hür bıraktı Ziya Hoca.

Karanlıkçılığı,
obskürantizmi ziyasıyla, ziyadesiyle aydınlatmaya çalışıyordu Yusuf Ziya Hoca.

Kaderi, adaşı Yusuf
Peygamber gibi kardeşim dediklerince kuyuya atılmak oldu. Yazık oldu…

Aydın
bir sosyologtu; yurtdışını görmemiş, dil bilmeyen akademisyenlerimiz var diyebilmişti.
YÖK’ü yok etmek benim en son misyonum diye televizyonlardan haykırabilmişti.

Vizyonerdi;
yabancı öğrenci seçme sınavını kaldırıp ülkenin çevre ülkelerden eğitim sektörü
ve onun turizm getirilerinden istifadesinin de önünü açmıştı.

Kasten
bekletilen ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan dershane sektörünün önüne yem
olarak konulan gençlerimize üniversiteleri, sayılarını da, kapasitelerini de, kontenjanlarını
da arttırıp kapıları açarak, bu kirli havuzdan kurtulmalarını da o sağlamıştı.

Yerine
gelen de elbette kıymetli ve idarecilik deneyimlerini yaşamış bir bilim
adamıdır, ama bilmelidir ki işi zordur.

Başarılı
bir Başkan’dan sonra koltuk ona kalmıştır. Çok çalışmalı, çalıştırmalı, hedef
ve vizyonlar koymalı, ufku geniş adamlarla mesai yapmalıdır. Çaplı akil
adamlarla çabalamalıdır, ona da kolay gelsin…

Benim
tanıdığım Başbakan, kaderi, adaşı Yusuf Peygamber ile aynı olmuş Yusuf Ziya Bey’i
yetim komayacaktır.

Ankara
çalımlarından yorulmuş Başkan’a, Rumeli samimiyetiyle “hoş geldin masanın bu
tarafına” diyoruz ve suyun bu tarafına da davet ediyoruz. Gel, Başkan,
vizyonunu Balkan’a taşıyalım, Kırım’da nefeslenelim, Adriyatik’te dinlenelim, bizi
bekleyen koca bir coğrafya var, zamanı boşa geçirmeyelim…

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası