AnasayfaMeselelerimizKıbrıs Meselesi › Kollektif İhanet

Kollektif İhanet

KKTC’nin, Kıbrıs’taki toprak varlığı 2 milyon dönümdür. Bunun 400 bin dönümü ağırlıklı olarak kamuya ait; orman, tarla-bağ-bahçe, yol vs… Geriye kalan 200 bin dönüm ise Türklerin tapusunda. Türkler tarım ve hayvancılıkla uğraştığı için bu araziler ‘tarla’ sınıfında; geri kalan 1.2 milyon dönüm ise Rumların elinde; çoğu turizm alanı.

Örneğin 1974′te Türkiye’nin çıkarma yaptığı Girne’de %1 oranında Türk yaşıyordu; mülkiyetin %99′u Rumların elindeydi. Kuzeyde 160 bin Rum yaşarken, Türklerin sayısı ise 35 bin kadardı.

Savaştan sonra oluşturulan bir komisyon eliyle, bu araziler bir şekilde ‘eşdeğerlilik’ prensibiyle Türklere dağıtıldı. Türkler arazi zengini oldu ki bunlar bugün inanılmaz değer buldu.

Yani KKTC’nin elindeki arazilerin %80′i Rum ‘kökenli’ iken, Türk tapusuna sahip olanlar ise bunları ha bire satıyor. %20′lik arazinin neredeyse %10′u İngilizlerin, İsraillilerin ve Almanların ellerine geçti. Geriye %10′luk gibi bir arazi kaldı Türklerde.

KKTC’de, Mercedes ve BMW marka ciplerden geçilmiyor.

PARALAR KİMDEN ÇIKIYOR

Olumsuz bu gelişmelere karşın KKTC’deki Türklerin elindeki araziler bakımından onların hiçbir sorunu yok. Çünkü uluslararası davalarda bu arazilerle ilgili davanın muhatabı Türkiye… Ama İngiliz sterlinleri ise Kıbrıslı Türklerin cebine giriyor.

‘Arestis’ isimli Rum kadının Maraş’la ilgili açtığı tazminat davası 7 Mart’ta görülecek.

Loizidu davasından daha felaketi geliyor.

Bu tazminatların bedelini bizler ödüyoruz ve de ödeyeceğiz.

Peki bu işin sorumluları kimdir, Türkiye’den ve KKTC’den…

Özensizlik, duyarsızlık, ihmalkarlık diz boyu.

Kolektif suç işledik.

Anlatmaya başlarsak, ilgili hükümetlerin ve siyasetçilerin adları köşeye sığmaz.

Her şey AB uğruna yapıldı güya.

ABD ve AB’nin tuzaklarına karşı direnemedik; ‘istikrar’ adına hepsini yedik.

Bugün Rumların 1100 dosyası AİHM’de sıra bekliyor.

Arestis davasında nasıl tuzağa düştük

7 Mart 2007…

Rumların, AİHM’de Türkiye aleyhine açtıkları mülkiyet davalarının ve Kıbrıs’ta Rumlar tarafından gasp edilen Türk vakıf mallarının geleceği açısından önemli bir tarih sayılmalı.

TRT1′de önceki akşam Banu Avar’ın bu konuda çarpıcı bir haberi vardı.

AİHM, 7.12.2006 da Myra Arestis Ksenides isimli Rum kadının kapalı Maraş bölgesindeki mülkünü kullanamadığı gerekçesiyle açtığı davada Türkiye’yi 885 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Kararın üç aylık temyiz süresi 7 Mart’ta doluyor.

Mülk, 10 yıl önce Maraş’ta bir otelin deposunda bulunan tapu kayıtlarına göre ‘Abdullah Paşa Vakfı’na ait… Ayrıca Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin, 6.10.2005 tarihli görüş yazısında da bu husus teyit ediliyor. Üstelik Maraş’ın %90′ından fazlasının Lala Mustafa Paşa ve Abdullah Paşa vakıflarına, Gazi Magosa Mahkemesi’nin 28.1.2002 ve 27.12.2005 tarihli kararları tespit edilmiş. Ancak AİHM’nin 22.12.2005 tarihli kararında ‘Türkiye, mülkün vakıf malı olduğunu iddia etmekle birlikte, bunu kanıtlayacak belgeleri yasal süresi içinde mahkemeye teslim etmemiştir’ ibaresi yer alıyor.

Kararın temyiz edilmemesi ve Louzidu davasında olduğu gibi tazminat ödenmesi (Louzidu isimli Rum kadına Girne’deki mülkünü kullanmadığı gerekçesiyle Aralık 2003′te 1.1 milyon Euro tazminat ödendi) Maraş ve vakıf malları konusundaki haklarımızdan büyük ölçüde ‘vazgeçmek’ anlamına geliyor. Kaba bir hesapla, sadece kullanım kaybı bedeli olarak ödenecek tazminat miktarı 5 binx885 bin Euro olarak hesaplanıyor.

Böylece Arestis’e tazminat ödenmesi halinde, bu karar Maraş başta olmak üzere Türk vakıf mallarını gasp eden Rumlar için önemli bir emsal oluşturacak. Gazi Magosa Mahkemesi kararları ile tamamı vakıf taşınmazı olan Maraş’ta bu iki vakfın hukuken mallarına sahip çıkılamadığı ve Rumlardan bu gasp olayları için tazminat istenmediği gibi bir de üstüne tazminat ödemek durumunda kalınacak…

SORULAR VE TEPKİLER

22.12.2005 tarihli AİHM kararında belirtildiği gibi Türkiye, bu mülkün vakıf taşınmazı olduğunu kanıtlayan belge ve hukuki görüşü zamanında neden AİHM’ye sunmamıştır?

Bu, AİHM’nin kararını etkileyecek olsun olmasın ağır bir ihmal değil midir?

Oysa, eğer bir mal vakıf edilmişse, mülk olması, satılması, devredilmesi ve birinin mülkiyetine geçmesi mümkün değil. Mülkiyet kanunları, vakıflar için geçerli olamıyor.

Nitekim, bu husus, 1878′den 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dek yapılan anlaşmalar ve Kıbrıs Cumhuriyet Anayasası, vakıf hukuku denilen ‘Ahkamül Evkaf’ın tanındığını ve her türlü anlaşmanın üstünde olduğu teyit ediliyor.

Bu yasa ve anayasal çerçeve ile İngiliz ve Rumlar tarafından vakıf mallarının gasp edilmesi konusunda yapılan usulsüzlükler ve düzenlemelerin geçersizliğinin, Arestis davasında AİHM nezdinde hukuki olarak da ortaya konması gerektiği ilgili hukukçular tarafından belirtiliyor. Bu konuda neler yapılabileceği konusunda Dışişleri’ne noter ihtarnamesi çeken Yalçın Koçak “Yasal süresi içinde AİHM’ye teslim edilmeyen ve mülkün vakıf taşınmazı olduğunu belgeleyen kayıt ve hukuki görüşleri vermek suretiyle, sadece mülkiyet ile ilgili hususu temyiz etmek gerekmektedir” diyor ve Türkiye’yi böyle haksız tazminatlara karşı karşıya bırakanlar hakkında bir Türk vatandaşı olarak kişisel tazminat talebinde bulunacağının bilinmesini istiyor.

Talat: Faydası olmaz

TRT‘den Banu Avar, haberinde KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat’a soruyor:

- AİHM’ye zamanında bu malların vakıflara ait olduğu konusunda ortaya niye kanıt koyamadık?

- Koyamadık çünkü o sırada elimizde henüz o kadar veri yoktu, incelenmiş değildi.

- Şimdi versek bir faydası olur mu?

- Şimdi versek bir faydası olmaz.

Yalçın Bayer 03.03.2007

 

EVET.. OLDU OLDU BAY TALAT, biz verdik. Faydası oldu. Ne Türkiye bu tazminatı ödedi, Ne de senin hesaplarına göre adada Türk askeri işgalci konumuna düştü. Dikelya Üssü’ nün alınmayan kira bedelinide senden tazmin edecem.

Y.K.

İŞTE BUNLAR DA VAKIF SENETLERİ…TAPUDAN SAĞLAM İNGİLİZ VESİKALARI…

0658_00017 copy 0658_00011 copy 0658_00012 copy 0658_00013 copy 0658_00014 copy 0658_00015 copy 0658_00016 copy

 

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

2 Yorum.[Yorum yazın]

  1. Bunu birde geçmiş dönemde bu davalar açılırken ülke içinde çekirdek çitletip nooluya ya dünyada diye bakmayan politikaya bakmak lazım,fakat türkiyenin elinde 3 koz var 1 musul kerkük tapusu 2 ermenistanın karadağ durumu 3 ıraktaki kapatılan araziler bu yüzden avrupa elini o dosyalara atamıyor,zira yunan tapularınıda boş saydığı için ingiliz tapu sisteminden devam ediyor bu yüzden davayı açmak değil bunun araştılıcağınıda düşünmeleri lazım zira hak ihlali yoksa alacaklarından da feragat etmeleri gerekiyor.
    Zira kurtuluş savaşından sonra girit adasında türkiyenin toprak alacağı olarakta hakları vardır ve sabittir.
    kktc Emlak

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası