AnasayfaGenel › MEŞHUR 17. MADDE

MEŞHUR 17. MADDE

                       Olmayan problemden nema çıkarmak, özgürlükler bahanesiyse demokrat kesilerek mağdur pozisyonunda işi sürüncemede bırakmak, Halkı ve inananları kandırmak ve bundan siyasi nema çıkarmak ucuz politika değil de nedir? Ucuz politikanın alıcısı da CHP’dir!

 

            Hatırlayınız 2005 yılında Leyla Şahin adlı kızımız A.İ.H.M.’ ne dava açmış, türban ve Türkiye Cumhuriyeti karşı karşıya getirilmiş ve davanın Türkiye lehine çıkacağı anlaşılınca babası davayı geri çekmeyi teklif etmiş, devlet büyüklerinden  “dur bakalım” ikazı almıştır.

 

            Yani türbandan daha çok çıkarılacak nema vardı ve çıkarılmalıydı. Öyle ya seçim vardı, anayasa değişiklikleri vardı! Daha kullanılmalıydı…

 

            Aklımın ermediği çarşaf açılımı yapan CHP türban yerine başörtüsü Anadolu tabiriyle baş bağı(Anadolu’da kadın baş bağıyla konuşur) açılımı niçin yapmıyor ve rakibine temcit pilavı gibi bir kozu pişirme fırsatı veriyordu.

 

            Sorun; Türkiye’nin hala 141, 142 ve de 163’ün kalkan maddelerini koyan ya da hala bunlardan korkan kafalarla yönetiliyor olmasında bazılarıysa, hala bu özlemi yaşıyor.

 

            Size bir nebze o günleri anlatmalıyım ki bu gün ki CHP kendisine akar bir yol bulsun. Strategem geliştirsin.

 

            141,142 ve 163’ün kaldırılmasına karar verildiği günlerdi. Sağdan ve soldan(o günün tabiriyle) birçok arkadaşımız tutukluydu. CHP 141 ve 142’ye doğal olarak evet diyor ama. Konumu ve konjonktür itibariyle 163’e yanaşmıyordu ve bu maddeler ayrı ayrı oylanırsa sadece 163’ü Anayasa ve Mahkemesine götüreceğini veya götürme mecburiyetini ihsas ettiriyordu.

 

            Değişiklik komisyona çekildi önce bu üç madde tek maddeye dönüştürüldü ve o tek madde kaldırıldı gün ve gündem ve de CHP ve dahi yüzlerce arkadaşımız kurtarılmış oldu.

 

            17. Maddeye gelelim,

 

            Rahmetli Doğramacı’nın Bilkent hayali için verdiği küçük tavizlerden birisidir. O istediği yatırımları aldı. Bizde Rahmetli Özal’la birlikte genç kızlarımızın; bize gül demetleriyle gelip dertlerini anlatan evlatlarımızın problemlerine çözüm bulmuştuk.

 

            Ama bunu yalnızca ANAP vekilleri olarak değil, onları birlikte dinlediğimiz CHP mebuslarımızla birlikte geliştirdik.

 

            Nasıl mı? CHP konumu ve muhalafet itibariyle yine konuyu Anayasa mahkemesine götürecekti, YÖK Başkanı Rahmetli Doğramacı’da bu konuda inisiyatif kullanacaktı?

 

            Anayasa Mahkemesi bu ek 17. Maddeyi iptal etmedi. Alemdaroğlu gibi Allame prof’larımız rektör olup! Kafaların içine koyacak bilgelikte olmadıkları içindir ki kafanın üstündeki şekil örtülerine taktılar. TBMM’nin yaptığı kanunu yok sayarak anayasal suç işlediler.

 

            Bir de beş yıldızlı Paşa YÖK Başkanımız Gürüz gibi bu olayın üstüne çöktü, içinden çıkılmaz hale getirdiler bu masum ve basit meseleyi.

 

            Siyasi örtüyse tarifini yapamadılar, yapamazlardı da ne hariciliği biliyorlardı, ne selefiliği öyle ya güya Maturidi idiler ama Aklın yolunu unutmuşlardı.

 

            Onlar artık prof’tular çünkü Akla ihtiyaçları yoktu.

 

            Ya yarınlarımızı düşünmekle mükellef siyasilerimiz!

 

            Kulis; siyasetin esası, olmazsa olmazı.

 

            Diyalog; savaşları önleyen, muhakkak kurulması gereken iletişim bağı.

 

            Muhabbet; farkındalıkları zarafete çevirme aracı. Birbirini anlama arzusu.

 

            Snu-Tzu; Odunu çekmek Strategemi dersinde; Kazanı soğutmak için üzerine su dökmeyin, altındaki odunu geri çekin diyor.

 

            Koz vermek yerine, közü çekmek daha akılcı değil mi?

 

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası