AnasayfaObskürantizm › Obs.- 2 (Commonwealth)

Obs.- 2 (Commonwealth)

COMMONWEALTH

İstanbul Selimiye’de GATA’ya duvar dibi komşu, 1. Orduya 250 metre mesafedeki ekteki resimleri gördüğüm yeri (elim yazmaya varmıyor) sizlerle paylaşıyorum.


Biz burayı Kırım Harbinde müttefikimiz İngiliz Askerlerinden 1. Ordu Askeri Hastane binasında vefat edenlerine defin alanı olarak vermişiz. O harpte hizmeti dokunan Florance Nightingale adını unutturmamış vefa göstermişiz. Kabristana da nefis bir Kırım Harbi (1857) Anıtı diktirmişiz.
O gün dostumuz İngilize saygımızı kitabeye kazımışız. Aynı İngiliz 1918’de işgalci gelmiş düveli muazzama ile yani bütün dünya ile (Almanya hariç, tüm dünya devletleri) Amerika ve Rusya’sı da dahil.
Yine harp zayiatları olmuş ve bu mezarlığa defin etmişler. Yani aynı kabristanlıkta Dost İngilizlerle, düşman İngilizler yatıyor. Ve GATA’nın kapısında bu tabela yol gösteriyor. Kimsenin gözüne batmıyor mu? Benim kalbime saplanıyor. Gittim, gördüm; dedeme işkence yapan adamın mezarı boğaz manzaralı, hem de çok bakımlı.
Bakımından özel bir Kraliyet Komisyonu sorumlu tüm dünyadaki İngiliz harp mezarlıklarının bakımını yapıyorlar. Utandım…
Kabir Taşları, tarihe kazınmış Tapu Senetleridir.
İlgili dernek ve vakıflarımız ne yapar, neler yapar hiç değilse www.cwgc.org internet sitesinden bir nebze ders çıkarırlar, konunun önemini anlarlar.
Misak-ı Milli dışındaki Şehitliklerimizin bakım ve onarımı üstlenilir bir organizasyon kurulabilir ve geleceğe tarih düşülür, düşündürülür. İngiliz bu modeli bizden almıştı hiç değilse kopya edelim.
Haydarpaşa GATA’nın önündeki tabela mı?
Belki 1. Ordu Komutanımız gereğini yapar…
Haa…Bir :Komutanımız Haydarpaşa’nın adının İngilizce yazılmasına çok kızmış? Bilgilerinize.

haidar01

`Pasaportsuz` Kraliçe geliyor…

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth,  `pasaportsuz` ülkemize gelecek. Eşi Edinburg Dükü dahil, tüm kraliyet ailesinin pasaportları var ancak İngiliz pasaportları `Kraliçe adına` verildiği için Kraliçe pasaport taşımıyor.

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, resmi bir ziyaret için Ankara`ya gelecek. Kraliçe, Türkiye temasları kapsamında Ankara, İstanbul ve Bursa`da çeşitli programlara katılacak. Kraliçe`nin, tahta çıkmasından bu yana Commonwealth dışındaki ülkelere yaptığı 85. resmi ziyaret olacak. 16 Mayıs`a kadar sürecek ve Ankara, Bursa ve İstanbul`u kapsayacak ziyaret sırasında Kraliçe`ye eşi Edinburg Dükü Prens Philip eşlik edecek.
Kraliçe Elizabeth, geçen yıl tüm dünyada büyük yankı uyandıran, ABD`ye resmi bir ziyaret de yapmıştı. Kraliçe, Commonwealth ülkeleri dahil, çok sayıda ülkelere 350`den fazla ziyaret gerçekleştirdi.
Bu arada, İngiliz pasaportlarının, adına verildiği için Kraliçe`nin pasaporta ihtiyacı olmadığı, taşımadığı belirtiliyor. Buna karşın, eşi Edinburg Dükü dahil, tüm kraliyet ailesi üyelerinin pasaportları olduğu kaydediliyor.
Türkiye`ye son olarak 1971 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay`nın konuğu olarak resmi bir ziyarette bulunan Kraliçe Elizabeth, son yıllarda Avam Kamarası`nda yaptığı geleneksel konuşmalarında Türkiye`ye de değinmişti.
ANKARA (ANKA)

FRAKLI BİR YAZI

İngiltere Kraliçesi ve 54 devletten oluşan Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth)
İngiltere Kraliçesi ve 54 devletten oluşan Britanya Milletler Topluluğu(Commonwealth) başkanı Haşmetlü İkinci Elizabeth Hazretleri`nin Türkiye`yi 3. ziyareti, dünyanın da ilgisini çekti.Zira Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi devletlerin de Kraliçesi olan İkinci Elizabeth, tahta çıktığı 1952`den beri, aynı ülkeye nadiren bir defadan fazla gitmiştir. Türkiye`ye 1961, 1971 ve 2008`de geldi. Hep en buhranlı ve kritik dönemlerimizdir. Rejim krizine düştüğümüz günler…Tam 757 yabancı gazeteci, Kraliçe`yi izlemek için Türkiye`ye geldi. Böylesine en üst düzeyin de zirvesinde akşam ziyafetinde erkekler frak giyerler. Beyaz papyon ve köstekli plantin cep saati takarlar (kol saati ve altın cep saati olmaz). Göğüsleri nişanlar ve madalyalar süsler.
Türkiye`ye ise kıyak çekildi, Cumhurbaşkanımız smokinle yetindi. Başbakanımız, koyu renk gündelik kostümle iktifa etti.
Atatürk, askerî üniforması hariç, en mutlu günlerinde frak giymeyi çok sevmiştir. Şüphesiz tam bir Avrupalı, en büyük Türk milliyetçisi idi. Sayın Abdullah Gül`ün de Atatürk`ün mekânında, onun halefi sıfatıyle, Atatürk`ün İstanbul`da Dolmabahçe Sarayı`nda kabûl ve misafir ettiği Sekizinci Edward`ın yeğeni (kardeşi Beşinci George`un kızı) İkinci Elizabeth`i ağırlarken frak giymesi, bana göre, çok parlak bir davranış olurdu. Partisini gericilikle suçlayanlara darbe oluştururdu (şimdi partisiz, partiler üstü ve tarafsızdır). Kenan Evren, Kraliçe`yi Londra`da resmî ziyaretinde frak giymişti.
AK Parti için şimdilik bu kadar iyidir diye düşünenler de çıkacaktır. Ama Cumhurbaşkanımız, başka bir Avrupa hükümdarını ağırladığı zaman, belki bu teklifimi değerlendirir.
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth`in ziyaretiKraliçe Elizabeth`in Türkiye ziyaretinin İngiliz basınındaki yankıları sürüyor. İngiltere`de yayımlanan The Times gazetesi, Türkiye ile İngiltere arasındaki ilişkilerin “stratejik bir köprü” oluşturduğunu, Kraliçenin ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkiyi güçlendirmesi gerektiğini yazdı.
Yazıda, bu tür ziyaretlerin İngiltere`nin ilişkilerini güçlendirip, dostluklarını tazelemeye, siyasi işbirliğini derinleştirmeye, yurtta ve dünyada kamuoyuna sembolik mesajlar vermeye yaradığına dikkat çekildi. Makalede, “Kraliçe`nin çok az sayıdaki ziyareti, Türkiye`ye yaptığı ziyareti kadar zamanlaması yerinde ve önemli olmuştur” ifadesi kullanıldı. Türkiye`nin doğu ile batı arasında eşsiz bir köprü pozisyonunda olduğuna, AB ve dünyayla ilişkileri açısından önemli bir dönemden geçtiğine işaret edilen makalede, Türkiye`nin, huzursuz bir bölgede barışın ve istikrarın korunması için anahtar rol oynadığı kaydedildi. Türkiye`nin soğuk savaş dönemi ve Ortadoğu`da devam eden kargaşalar süresince NATO`nun güçlü bir üyesi olarak kaldığına dikkat çekildi. Türkiye için de İngiltere`nin büyük önem taşıdığı belirtilen makalede, İngiltere`nin Türkiye`nin AB`ye üyelik sürecinin en büyük destekçisi olduğu hatırlatıldı. The Times gazetesinde yer alan yazıda, İngiliz hükümetinin AB içindeki ortaklarının taahütlerinden geri adım atmamasını sağlamak için yoğun çaba harcadığı hatırlatıldı. Makalenin sonunda, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğunun bütün İslam dünyasını etkisi altında bulundurduğu hatırlatılarak, “Bugün Türkiye`de olup bitenler de hala sınırlarının ötesinde önem taşıyor” denildi.

Gül`ün Kraliçe`ye açıkladığı 37 yıllık sır…
37 yıl aradan sonra Türkiye`ye resmî bir ziyarette bulunan İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth`in önceki gün Çankaya Köşkü`nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşmede ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre Cumhurbaşkanı Gül, 18-25 Ekim 1971 tarihleri arasında Türkiye`ye ziyarette bulunan Kraliçe`ye kendisinin İstanbul Çemberlitaş`tan el salladığını anlattı.KRALİÇE KUR`AN-I KERİM dinledi.

KRALİÇE ELIZABETH ÇANKAYA`DA – İLGİNÇ KARELER
Cumhurbaşkanı, Kraliçe`nin bir önceki Türkiye seyahatinin son ayağı olan İstanbul`a geldiğinde, 21 yaşındaydı ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi idi. Kraliçe, Ayasofya`yı gezecekti. Abdullah Gül de, Çemberlitaş`tan İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth`e el sallayan halkın arasında bulunuyordu. Abdullah Gül, Kraliçe ile Çankaya Köşkü`ndeki görüşmesinde bunu hatırlattı ve “1971 yılında Türkiye`ye ziyarette bulunduğunuzda ben üniversite öğrencisiydim. Çemberlitaş`tan size el salladım. Kadere bakın, sizi şimdi cumhurbaşkanı olarak ağırlıyorum.” dedi.
Kraliçe ile Abdullah Gül`ün sohbetinde, Ankara`nın 37 yıl içinde nasıl değiştiği de konuşuldu. Kraliçe, Ankara`yı çok değişmiş bulduğunu belirtirken, Esenboğa Havaalanı`nı şehre bağlayan yolun çok güzel olduğunu anlattı ve “Ankara`nın manzarası da çok değişmiş.” dedi. Kraliçe, kız kardeşi Margareth`in Türkiye hayranı olduğunu belirtirken de, “Yaz tatillerini Bodrum`da geçirir.” bilgisini verdi. Cumhurbaşkanı Gül de, “Keşke siz de Bodrum`a gidebilseydiniz.” dedi. Kraliçe, “Çok isterdim ama torunumun düğünü var.” karşılığını verdi.

Gül`e şövalye nişanı…
Kraliçe II. Elizabeth`in, önceki gün Cumhurbaşkanı Gül`e taktığı nişan, İngiltere`nin en önemli nişanlarından biri. “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” (GCB) adlı nişan, İngiltere Kraliyeti`nin eski dönemlerinde “Order of Bath” adıyla şövalyelere veriliyordu. Ancak nişan, Gül`e sunulduğundan çok farklı bir seremoniyle takdim edilirdi. İngiliz Kraliyeti içinde şövalye olacak kişiler, arınmanın sembolü olarak görüldüğü için yıkanırlardı. Yıkandıktan sonra bir kilisede sabah saatlerine kadar uyanık bırakılan kişi, sabaha karşı Kral`ın karşısına çıkardı. Düzenlenen törende Kral, kılıcını o kişinin omzuna değdirerek, onu şövalye ilan ederdi. Şövalye olan bu kişilere aynı zamanda nişan takılırdı. Kraliçe`nin nişanı takdim ettiği diğer yabancı devlet adamları içinde ABD Başkanı George W. Bush ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy gibi isimler de bulunuyor.

37 yıl sonraki ziyaret deşifre oldu
İngiltere Kraliçesi Elizabeth`in 37 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinin şifrelerini, Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk çözdü… Öztürk, Cumhurbaşkanı Gül`e takılan nişanın ne anlama geldiğini de açıkladı…
SELDA ÖZTÜRK KAY`ın haberi… HYP Genel Başkanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kraliçe Elizabeth’in Türkiye ziyaretini, Türkiye Cumhuriyeti’nin İngiltere’ye ve Batı’ya yönelik anti-emperyalist milli mücadelesini başlatıldığı tarihe denk getirmesini anlamlı bulduğunu söyledi. Öztürk, “Siyasi, diplomatik kodları ve şifreleri en iyi bilen devlet İngiltere’dir. Bunun gözden kaçırılmaması gerekiyor. ABD’nin Neo-con stratejisinin mimarlarından Huntington, İngiliz gizli servisinin raportörü ve düşünür Toynbee’nin öğrencisidir. Toynbee, İslam’a karşı bugün yürütülen neo-con politikaları dahil tüm anti-İslamcı politikaların mimarıdır. Bu anlamda, İngiltere’nin bir ülkeye verdiği mesajlar son derece önemlidir ve iyi okunması gerekir” diye konuştu.Önce nişan sonra borç
Ziyaret sırasında Mustafa Kemal’in kurduğu devletin “sarsıldığını” ima eden çok önemli mesajlar verildiğini savunan Öztürk, özellikle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e büyük haç nişanı takılmasını şöyle değerlendirdi: “Bu, Tanzimat’tan sonra başladı. Batı, borç verecekleri padişahları, önce Kilise teşkilatlarına üye kaydederdi. Osmanlı’da paşaların ve padişahların göğüslerinde bu haç nişanının görülmeye başlanması Düyun-u Umumiye dönemine rastlar. Bunun anlamı, ” Haç, Hilal’i teslim aldı “ demektir. Bunu, Uganda’da bir Müslüman devlet adamının yakasına takarsanız çok önemli değildir. Ama Cihan imparatorunun padişahlarının ve paşalarının yakasına takarsanız derin anlamları var demektir. Bu yeni değil ama devam ediyor. Bugün de, İslamcı olduğunu söyleyen bir siyasi kadrodan gelmiş Cumhurbaşkanı’nın yakasına takılıyor. Siz, Kanuni, Yavuz Selim dönemindeki ordu kumandanlarının ya da bu sultanların yakasına Haç Nişanı takıldığını tasavvur edebilir misiniz? Devlet adamlığı vasfı olanların, bu siyasete dikkat etmesi gerekiyor.”
Stratejik amaç
Kraliçe’nin Bursa Yeni Camii’de Kur-an’ı Kerim dinlemesinin de sembolik bir anlamı olduğuna işaret eden Öztürk, “Kraliçe, Kur’an’ın özlemi içinde olduğundan dinlemedi Rahman Suresi’ni. Bir devlet başkanı olan Kraliçe, bunu yapmaz. Bunu yapmasının stratejik ve siyasi anlamı var. Bizim artık laik bir ülke olarak değil, dini bir ülke olarak algılanma noktasına geldiğimize vurgu yapmıştır Kraliçe. Bu Colin Powell’ın Türkiye’yi ’Bir Müslüman ülke’olarak tanımlaması ile eşdeğer bir harekettir” değerlendirmesini yaptı. Kraliçe’nin Anıtkabir’i ziyaret ederek, Atatürk’ten övgüyle bahsetmesinin de kesinlikle samimi olamayacağına dikkat çeken Öztürk, “Bu ülkeye gelip de Atatürk’e hakaret edemezsiniz. Bu siyaseti İngiltere iyi bilir. Oysa, yeryüzünde, Atatürk’ten en çok rahatsız olan ülke İngiltere’dir. Çünkü Atatürk, İngiltere’nin işgal ettiği Türkiye’yi kurtardı. Samsun’a çıktığı andan mücadele ettiği ülke İngiltere’dir. Atatürk, İngilizlerin İslam’ın en büyük düşmanı olduğunu ve İngiliz siyasetinin esasının da ’İslam’ı İslam ile yıkmak olduğunu’defalarca dile getirmiştir” diye konuştu.
Yeni Osmanlıcılık senaryosu
Kraliçe’nin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda kendisinden destek sözü bekleyen Cumhurbaşkanı Gül’e, “Medeniyetler İttifakı inisiyatifi aracılığıyla duyurduğunuz sesiniz Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan Erdoğan, bir ılımlılık ve uzlaşı çağrısıdır” şeklinde cevap vermesinin, İngiltere ve Batı merkezli politikaların bir ifadesi olduğunu söyleyen Öztürk, “Başta İngiltere olmak üzere Batı, İslam medeniyetini tamamen ortadan kaldırmayı arzuluyor. Bu stratejinin esası, tıpkı Komünizm gibi ikinci düşman ilan ettikleri İslam’ı ve Müslümanları egemenlik altına alarak, adı konmamış bir tutsaklıkla kaynaklarını sömürmektir. ABD, teknolojik üstünlüğüyle bunun uygulayıcısı, fikir mimarı ise Toynbee’den bu yana İngiltere’dir. Hilafet oyununu kurcalayan ve karıştıran da İngiltere’dir. Siz şu İngiltere’ye bakın. Yıktığı bir imparatorluğu, şimdi kullanarak Müslümanları mahvetmek istiyor. Yeni Osmanlıcılık senaryosunu ortaya koyan o. Osmanlı’yı ben mi parçaladım da onu yeniden ihya etmeye çalışıyorsunuz. O kadar güzeldi de neden parçaladınız. Batı’nın İslam ve Atatürk karşıtlığının bir sonucu olarak önce Ilımlı İslam sahnelendi. Atatürk mirası engel olarak çıktı. Şimdi onu yok etmek gerektiğini anladılar. Bu iki büyük mukavemeti yok etmenin yolu, birbiriyle boğuşturmaktır. Şimdi bu stratejiyi uyguluyorlar” dedi.
Gül, büyük falso ve gaf yapmıştır
Öztürk, Abdullah Gül’ün TBMM’de giymeyi reddettiği frakı, Elizabeth için giymesini de “Burada da giymeseydi takdir ederdim. Frak giyip giymemek önemli değil. Ama Meclis’te giymeyip de burada giymesi büyük falso ve gaftır. Abdullah Gül’ün bu yaptığıyla dinci siyasetlerin zihniyet kodlarından biri daha ortaya çıkmıştır. Milleti bunlara bir şey yaptıramaz ama dışarıda işbirliği yaptıkları Batı odakları yaptırır” sözleriyle değerlendirdi. Kraliçe’nin ziyareti sırasında İngiliz avam kamarasında, Türkiye ile kuzey Iraktaki görüşmeleri desteklemeyi amaçlayan ve sorunun diyalogla çözülmesini öngören bir önerge sunulduğunu hatırlatan Öztürk, “Bu ziyaretin, de-facto olarak kurulmuş olan ve açıklanması beklenen Kuzey Irak’taki Kürt Devleti’nin Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti gözünde meşrulaştırılmasını hatta desteklenmesini isteyen bir mesajı olduğunu da gördük” dedi.
Kur’an-ı Kerim dinledi
İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, Bursa’da Yeşil Cami ve Yeşil Türbe’yi ziyaret etti. Camiye girişinde ayakkabılarını çıkaran ve çoraplarının üzerine beyaz patikler giyen İngiltere Kraliçesi, başını da çizgili bir eşarpla örttü. Kraliçe Elizabeth’in, camide Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay’ın “Rahman” suresini okumaya başlamasından önce beyaz eldivenlerini giydiği görüldü. Bu arada Bursa’da bazı gazeteler İngilizce ve Türkçe yayımlandı.
Kraliçe II. Elizabeth’in Türkiye’yi gelişini muhalefet ve uzmanlar yorumladı
Ekici: “Tamamiyle sembolik bir gezi”
MHP Genel başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in ziyaretinin tamamıyla sembolik olduğunu ifade etti. Kraliçe’nin özellikle AKP’nin beklentisi olan AB’ye katılım yolunda hiç bir katısının olmayacağını söyleyen Ekici bu ziyaretin Türkiye’nin tanıtımı açısından önemli olduğunu, bunun dışında hiçbir anlam ifade etmediğini kaydederek, “AB konusunda özellikle iktidar partisi bir beklenti içerisindeyse bunun bir anlamı yoktur. Kraliçe’nin AB üzerinde, AB pratiği açısından bir fonksiyonu yok” dedi.
Cengiz: “İyi bir gelişme değil”
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, ziyaretin diplomatik bir nezaket ziyareti olmadığını kaydetti. Kraliçenin ziyaretinin Türkiye’deki muhalefet partileri tarafından da hoş karşılanmadığını dile getiren Cengiz şunları kaydetti: “Ülkemizde yaşanan süreç, Bölgede yaşanan süreç, Kıbrıs’taki duruma bakıldığında hiç de nezaket ziyareti olmadığını anlıyoruz. Bunun yanında Türkiye-AB ilişkilerine bakıldığında AB adına hiç de iyi bir gelişme olmadığı ortada. Bu ziyaret aynı zamanda Türkiye’ye çizilen misyon açısından da önemli.”
Külebi: “Stratejik boyutu var”
TUSAM Başkan Vekili Ali Külebi ise, Kraliçenin ziyaretini uluslar arası strateji boyutunda değerlendirmek gerektiğini söyledi. Son dönemde İngiltere’nin izlediği politikalar incelendiğinde Türkiye’nin çok yalnız kaldığını belirten Külebi, ”ABD, Çin, Hindistan iş birliği içerisinde bu işbirliğine Almanya ve Fransa da eklemlenmek istiyor. Bu nedenle İngiltere yeni açılımlar peşinde. Bu açıdan bakıldığında Kraliçenin ziyareti önemli. İngiltere dış politikasında son dönemde çok yalnız kaldı. Bu yalnızlığını aşabilmek için Türkiye’yi hoş tutmak istiyor” dedi.
Fatih ERBOZ: “Coşkulu kalabalık karşılamadı”
İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret, İngiliz basını tarafından “sade” olarak nitelendirildi. The Times gazetesi, 1971 yılında Türkiye’ye yaptığı ilk ziyaret sırasında İngiliz bayrağı taşıyan binlerce çoşkulu insanın Kraliçe’yi karşıladığını anımsatan gazete, bu defa ise “hoş geldin” diyen kalabalıkların olmadığına dikkat çekti. Son dönemde Türkiye’nin İngiliz Kraliyet ailesinden ziyaretler ile “şımartıldığı”nı yazan gazete, sadece altı ay önce Prens Charles’in ülkenin çeşitli kentlerini gezdiğini anımsatırken İngiliz hükümetinin Türkiye’ye AB konusunda destek verdiğini kaydetti.
OBSKÜRANTİZMİN MANKURTLAŞTIRDIĞI YURDUM İNSANININ SIĞ YORUMLARI
YALÇIN KOÇAK

İngiliz uçak gemisi İstanbul’da
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ve eşi Edinbourg Dükü Prens Philip’in Türkiye ziyareti kapsamında, İngiliz uçak gemisi “HMS Illustrious” İstanbul’a geldi. Kraliçe II. Elizabeth ve eşi Edinburg Dükü Prens Philip’in bugün İstanbul ziyareti kapsamında akşam bir yemek vereceği uçak gemisi, Karaköy Limanı’na demirledi. Limana demirleyen ve üzerinde 6 adet helikopter gözlenen gemi, 194 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde, 20 bin 600 ton ağırlığında. Gemi için Karaköy rıhtımında 250 metrelik alan ayrıldığı öğrenildi.
İngiltere: Peşmerge ile görüşün
İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in Türkiye ziyareti başlar başlamaz, İngiliz Avam Kamarası’na Türkiye ile peşmergeler arasındaki görüşmeleri desteklemeyi amaçlayan bir önerge sunulduğu bildirildi. Önergede Türkiye ile Kürt Bölgesel Yönetimi arasındaki görüşmelere destek verirken “Siyasi müzakere ve diyalog yoluyla ortak sorunların çözümünü sağlamasını bekliyoruz” ifadesine yer verildi. Bu arada, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye’ye gelen İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ile düzenlenen ortak basın toplantısında, “Türkiye’den Irak’a artık sık sık ziyaretler düzenleneceğini ve bu ziyaretlerin artık rutin bir gelişme olacağını” söyledi.
Yeniçağ

Bu kez coşkulu kalabalık yoktu…

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret, İngiliz basını tarafından ‘sade’ olarak nitelendirildi. The Times gazetesi, 1971 yılında Türkiye’ye yaptığı ilk ziyaret sırasında İngiliz bayrağı taşıyan binlerce çoşkulu insanın Kraliçe’yi karşıladığını hatırlatan gazete, bu defa ise ‘hoş geldin’ diyen kalabalıkların olmadığına dikkat çekti.
İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times, Kraliçe’nin Türkiye’de ‘sade’ bir biçimde karşılandığına dikkat çektiği haberinde ziyareti, Kraliçe’nin 1971 yılında Türkiye’ye yaptığı ilk resmi ziyaretteki hava ile karşılaştırdı. Gazete şunları yazdı: “Binlerce kişi, polis kordonlarını aşarak, taşıdığı İngiliz bayraklarıyla Kraliçe ve beraberindekilerin bulunduğu üstü açık arabalara hücum etti. Hipodrom ziyareti ve Türk aşk şarkılarını içeren program bir hayli eski tarz idi.”
İkinci ziyaretin ise çok daha ‘sade’ olacağının anlaşıldığını kaydeden gazete, Kraliçe ve eşi’nin ‘üç günlük bir program başlatmak üzere Ankara’ya ulaştıklarında kendilerini karşılayan kalabalıkların’ bulunmadığına dikkat çekerek Kraliçe ve eşinin çoşkulu kalabalıklar tarafından karşılanmak yerine Anıt Kabir’e gitmek üzere havaalanından uzaklaştırıldığını belirtti.

Kraliçe Elizabeth Bursa`da…

İngiltere Kraliçesi Elizabeth Türkiye`yi Batı ile İslam dünyası arasında köprü vazifesi gördüğü için övdü. Türkiye`nin İngiltere için her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çeken Kraliçe Türkiye`nin Avrupa Birliği ve dünya için kritik bir zamanda Batı ve Doğu arasında özel bir köprü vazifesi gördüğünü söyledi. 1971 yılından bu yana ilk kez Türkiye`yi ziyaret eden Kraliçe ve eşi Prens Philip Çankaya Köşkü`nde onurlarına verilen yemeğe katıldı.Diplomatlar Kraliçe`nin ziyaretinin İngiltere`nin Türkiye`nin AB üyeliğine verdiği desteği vurguladığını söylüyor.Kraliçe Elizabeth, Türkiye gezisi çerçevesinde Bursa`yı da ziyaret ediyor. Burada kadın girişimcilerle yemek yiyecek olan Kraliçe, ardından bir defileye katılacak, Hacivat-Karagöz oyunu izleyecek ve Yeşil Cami`de Kuran dinleyecek.
53’Ü  BELLİ  1’İSİ  GİZLİ  COMMONWEALTH  ÜLKELERİ…
BU  ÜLKELERİ  PASAPORTSUZ  GEZEN  KRALİÇELERİ…
TÜRKİYE’ Yİ  ZİYARETİ…
KUR’AN  DİNLEDİ…
GÜL’E  FRAK  GİYDİRDİ, GCB  KRALİYET  NİŞANI  TAKTI…

(Obama’nın  Nobel’i  için tenkit yapanlar, Kraliyet Nişanı için niye bir satır yazmadı, yazamadı?)

 

TÜRKİYE; İNGİLİZ MİLLETLER TOPLULUĞU ÜYESİ Mİ?    (Nurullah Aydın)

Dış politikaya ilişkin alınan hemen her karar öncesi Türkiye Cumhurbaşkanları veya başbakanları, İngiltere ile gizemli görüşmeler yapıyor.

Türkiye bağımsız mı? İngiliz milletler topluluğu üyesi mi?

Türkiye cumhurbaşkanı, İngiltere adına genel vali midir?

Bilinen Türkiye’nin bağımsızlığının batılı ülkelerce kabul edildiğine ilişkin 23 Temmuz 1923 tarihli bir Lozan Antlaşması vardır. Ondan iki gün önce İmzalanan 21 Temmuz 1923 tarihli anlaşma da vardır. Bu anlaşma iki nüsha olup biri Büyük Britanya Kraliyet Ailesi kasasında gizlidir. Diğeri de 1960 ihtilalinde ABD Büyükelçisi aracılığı ile ABD’ye gönderilir. Pentagon’da bir kasada muhafaza edilir. Bu anlaşmaya göre; Türkiye İngiliz Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth of Nations) tek gizli üyesidir

Commonwealth, Britanya İmparatorluğu’nun diğer adı iken, Commonwealth of Nations, İngiliz Milletler Topluluğu, yani pakt’tır.

Bu nedenledir ki; Türkiye-İngiltere arasında yapılan anlaşmalar; TBMM’ye bile getirilmemiş, her kritik dış sorunda, yetkililer, Londra’ya gitmek zorunda kalmıştır. Yine Londra’da terör olayı üzerine Commonwelth of Nations’a bağlı ülkelerde ve gizli üye Türkiye’de bayraklar yarıya indirilmiştir.

Osmanlı imparatorluğunu, Balkanlarda ve Ortadoğu’da Fransa ile birlikte dağıtan İngiltere, işgalinde olan İstanbul’dan, boğazlardan ve Marmara bölgesinden ancak 1936 yılında çekildi. O tarihlere kadar İngiliz-Fransız işgali devam etti. İngilizler neden çekildi?

İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar hangi anlaşmalar sonucu Türkiye’den çekildi?

Sonra neler oldu? Churchill ile İnönü, 1939 yılında, Adana anlaşması yapar ve Türkiye, İngiliz ve Fransızlarla birlikte Almanya’ya savaş ilan eder.

İngiltere, Kıbrıs’ta bulundurduğu iki üsleAkdeniz’i, Türkiye’yi, İsrail’i, Mısır’ı, Suriye’yi ve Ortadoğu’yu kontrol ederken, Türkiye’nin karar alma merkezi olmaya devam ediyor.

Başbakan Menderes;1959 Kıbrıs anlaşmasını, Yunanistan ve İngiltere ile yapar.

Başbakan Ecevit; 1974 Kıbrıs askeri müdahalesine öncesi hemen Londra’ya gider.

İngiltere kraliçesi Türkiye’yi ziyaret ettiğinde, bulunduğu savaş gemisi, işgal sırasında Dolmabahçe’de demirleyen savaş gemisinin aynı yere demirler ve uluslararası hukuku hiçe sayarak kendi suları ve egemenlik alanı imiş gibi Türk bayrağı asmaz. Cumhurbaşkanı Gül eşi ile Türk bayrağı ve cumhurbaşkanlığı forsu olmaksızın gemide bulunur.

Türkiye’de 14 Mayıs 2008′de;Kraliçe, İngiltere’ye önemli hizmetler yapmış, adanmış kişilere takılanBüyük Şövalye Nişanını “Knight Grand Cross of the Order of the Bath” nişanını Cumhurbaşkanı Gül’e takar. Bu nişan, üç kraliyet tacı ve “Üzerinde güneş batmayan İmparatorluk” ifadesini hatırlatan güneş sembollerinden oluşur.

İngiltere’de 9 Kasım 2010′da; Kraliçe, Cumhurbaşkanı Gül’e Chatham Houseyani Kraliyet Uluslararası İlişkiler ödülü verir. Tören, İngilizlerin Çanakkale Boğazı’nı işgal ettiği ve İskenderun’a asker çıkardığı 9 Kasım 1918′edenk getirilir.

İngiltere’de 21 Kasım 2011′de; Cumhurbaşkanı Gül, Londra’da düzenlenen şatafatlı kabulde, Kraliçe ve kraliyet yetkililerince iltifatlarla ağırlanır.

Türkiye’de 27 Kasım 2011′de Cumhurbaşkanı Gül, Chatham House (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü)İstanbul 2. Yuvarlak Masa Toplantısı’na basına kapalı katılır. 1900′lerin başında oluşturulan ancak 1920′de resmiyete dökülen kuruluşun ilk adı Yuvarlak Masacılardı. Bu masa, İsrail devletinin kuruluşuna öncülük etmiş, Osmanlı’yla, Orta Doğu’yu ilk parçalayan Sykes-Picot haritalarını çizmiş ve Sevr‘i yapmıştı.

Masa, resmi bir kuruma dönüştürülerek, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstütüsü adı verilmişti.Kuruluşun en önemli özelliği ise, dünya sorunlarını, savaşları tartışıp yönlendirmesi olmuştur. Bu kuruluş aynı zamanda Exeter Üniversitesi’yle bağlantılıdır. Abdullah Gül ve Fehmi Koru’nun eğitim gördüğü Exeter, 2006′da Gül’e, 2007′de de İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’na doktora payesi vermişti. 2004′te Chatham House adını alan kurum, Chatham House Ödülü vermeye başladı.

Türkiye’yi yönetenler; İngiltere’nin Ortadoğu coğrafyası için eski imparatorluk dönemi stratejisini, 100 yıl öncesinde Ortadoğu’yu İngilizlerden korumak için nasıl mücadele ettiğini, bölgeyi İngiliz ve Fransızlara vermemek için verilen şehitleri biliyor mu? O zamanın işbirlikçilerinin torunları bugün İslamcı kimlikleri ile sahnede.

100 yıl öncesinde, atalarını katleden, 400 yıllık Ortadoğu egemenliği kaybettiren İngiltere’nin nişanlarını göğsünde gururla taşımak ve olağanüstü ağırlanmak neyin ürünüdür?

Sinsi İngilizler; Lavrence gibi yetiştirilen istihbaratçılarla Arapları Türklerden kopartırken, Balkanlarda 10 milyona yakın Türkü katlettirirken, tekkelerde tarikatlarda yetiştirdiği İslamcı kimlikli ajanlarla İslamı ifsad komiteleri kurarak Osmanlıyı dağıtmıştı. Şimdi ise Exter de yetiştirdikleri Türkiye’nin kilit görevlerine atanmaya devam ediyor. Ne dersiniz  Türkiye’yi bölmek, eyaletleştirmek için yeni etkili ve yetkili Türk düşmanı Lavrenceler kim?

Günün Sözü: Tarih, iktidar için milletine ve ülkesine ihanet eden hainlerin aynasıdır.

 

ABD’ye Devredilişimiz (Ömer Özkaya)

Churchill, 2. Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde Beyaz Saray’da birkaç gün kalıp ayrıldıktan sonra Başkan’ın eşi bayan Roosevelt, kocasına şöyle dedi: “Churchill en ağır darbeye, bu harpten sonra, mensup olduğu, sevdiği ve uğrunda mücadele ettiği alemin, yeniden kurulamayacak şekilde yıkıldığını kabul etmek mecburiyetinde kaldığı zaman uğrayacaktır.”

 

Bayan Roosevelt çok haklı çıktı, İngiltere temelinden çöktü.

Bundan birkaç yıl sonra…

Yıl 1947. Yağmurlu ve soğuk bir Şubat günüydü. ABD Dışişleri Bakanlığı Yakındoğu Şubesi Direktörü Loy Henderson, tüm sekreterlerini göndermiş, odasında yalnız başına kafasını dinliyordu. Washington’daki İngiliz Büyükelçiliği Birinci Kâtibi Herbert M. Sichel’den bir telefon geldi. Verecekleri, çok önemli iki mesaj olduğunu söylüyordu. Tablo büyük oyun yazarlarının elinden çıkma, fırtına öncesi sessizlik ve dinginliği vermek için kurulmuş gibiydi.
ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, Loy Henderson, İngiliz büyükelçisi Lord Inverchapel ve Herbert M. Sichel, 1947 yılının 24 Şubat günü bir araya geldiler. İngiliz büyükelçisi, Marshall’a, “Hükümetimin talimatları üzerine, biri Yunanistan diğeri Türkiye’ye ilişkin, iki memorandumu size elden teslim etmek üzere geldim” dedi.

Ulaştırılan mesajlar, gerçekten bir fırtına koparmaya yetecek güçteydi. Bu iki mesaj, dünyanın büyük bölümünü 100 yıldan fazla zamandır baskısı altında tutan ve nizam veren İngiliz egemenliğinin sona erdiğinin resmi dille ifadesiydi.

İngiliz Hükümeti, Yunan ve Türk devletlerini komünistlerin gerilla savaşından veya işgalinden korumak için destek olarak ödediği 50 milyon doları artık veremeyecekti. Boşluğu Amerikan hükümeti doldurmalıydı, yoksa Rusların doldurması pahasına, boş kalacaktı. Bu iki ülkenin meydana getireceği boşluk, tüm Güney Avrupa’yı Demir Perde sınırlarına kadar ve Kuzey Afrika ile Orta Doğu’yu da içerecek büyüklüğe ulaşabilirdi.
Büyükelçi, ne Türk ne de Yunan hükümetinin, artık bu iki ülkeye Büyük Britanya’nın mali destek sağlayamayacağına dair kararından henüz haberdar olmadığını da vurguladı. Ayrıca, ABD hükümetinin onlara yardım etmeye dair net planlarından henüz haberdar olmadan kendilerine böyle bir bilginin ulaştırılmaması gerektiğini, yoksa bunun felaket sonuçlar doğurabileceğini de sözlerine ekledi. İngiliz Büyükelçi, “Umarım hafta sonunuzu berbat etmedim” diyerek ayrıldı.

Şubat gününün yağmurlu ve soğuk oluşu bir anlamda sembolikti, İngiltere için en kötü dönemlerden biriydi. Dönemin İngiliz Hükümeti, zaten dahildeki gelişmeleri bile yönlendirebilecek güç ve yetenekte değildi ki, yeni yeni gelişen ‘Devletler Oyunu’nda da yerini alabilecek dirayeti göstersin.
İngilizlerin bu geri çekiliş bildirisini ulaştırmasıyla Amerika’ya aktif bir “süper güç” olma şansı veriliyor, Türkiye ve Yunanistan, böylece İngiltere’den ABD’ye devrediliyordu.

MEMORANDUM İNGİLİZCE                                                      MEMORANDUM TÜRKÇE

 

Selcan Taşçı: ”Biz müstemleke ülkesi miyiz”

Biz, -malum- ”ambargolu taife”den olduğumuz için hiç ”iktidar erkanı”mız ile gidip görmedim. Bilmediğimden soruyorum:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ”2 numarası” ABD’ye gittiği vakit, -misal Numan Kurtulmuş- ondan günler önce zırhlı araç filosu, koruma ordusu filan yolluyor muyuz biz de? Türkiye can güvenliği tehdidinin had safhada olduğu bir ”terör ülkesi” de, ABD de bir ”mutlu Bhutan Krallığı” değil ya!..

İkiz Kuleler ne çabuk unutuldu.

Sonuçta -komplo teorilerini, işkillendiğimiz kimi makul şüphe delillerini bir kenara koyup da çıplak gözle görünen somut gerçekten hareketle- Pentagon’u, yani kendi milli güvenliklerinin kalbi/beynini bile koruyamamış bir ülke ABD!

Bir Mehmet Şimşek, bir Tuğrul Türkeş, bir Lütfi Elvan ziyarete gittiğinde, onlar için de ülkenin en büyük metropolünün, iş dünyasının, sermayenin kalbi sayılabilecek noktada, ana yollar kapatılıyor mu?

Yahut Yalçın Akdoğan gitti diyelim… Bir Adam Kinzinger, bir Curt Clawson, bir Tom Tancredo’yu (Cumhuriyetçi Parti yani ”muhalefet” milletvekilleri) filan bardak gibi etrafına dizip de ”Kardeş sen bu Ermeni işini fazla kurcama… Birader “İslami terörü” bırak da Esad için bastır Obama’ya” diye muhalefet dizayn edebiliyor mu? Hayır aradaki ”al gülüm-ver gülüm ilişkisi daha dolaylı olduğundan” iktidar dizayn etmekten çok daha zor olması beklenir muhalefetin dizaynının da o bakımdan…

Türkiye’den bir Joe Biden geçti.

Geriye ne kaldı derseniz, sizi bilmem, bende, Avrupalılara ”Sizin kralınız kim ki bizim padişahımızla muhatap olacak, derdinizi veziri azama, sadrazama anlatın” diye kükreyen Osmanlı’nın, padişahlarını önce”muhatap almadığı” krallarla eşitleyip, sonra da ancak -o da talimat almak üzere- müstemleke valileriyle muhatap edebildiği büyük çöküşü çağrıştıran bir yığın ”sembolik ayrıntı” kaldı.

Sözcü’den Zeynep Gürcanlı’nın dünkü kulisine göre ”Ankara’nın gözde tartışma konusu ABD Başkan Yardımcısı’nın ziyareti. Ancak Joe Biden’ın söylediklerinin yanı sıra ‘söyleme şekli’ de çok konuşuluyor Dışişleri Bakanlığı koridorlarında…Türk diplomatlara en çok, ABD Başkan Yardımcısı’nın farklı partilerden milletvekillerini aynı masada toplayıp, ‘ders verir gibi’ konuşması dokunmuş. Kimle konuşsam, ‘Biz müstemleke ülkesi miyiz?’ diyor, başka bir şey demiyor…”

ABD: Milliyetçilik küçük halkların ürünüdür, kendine güvenen bir halkın 301 gibi yasa maddelerine ihtiyacı olmaz. 301. Maddenin değişme zamanı geldi…

14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı: 301. Madde Türkiye’nin imajını yıpratıyor. Değişmeli…

ABD: Milliyetçilik bir hastalıktır… Mesele, Türkiye’de milliyetçiliğin olup olmaması değil, iyi liderlerin bu konuda ne yapacağıdır.

14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı: Milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.

ABD: Türkiye’nin Irak’a girmesinin ciddi riskleri var. Bu seçenek önlenmeli…

14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı: Kandil’e bayrak dikmekle siz orada terörü durduramazsınız. Kandil senin ülkeni sınırları içinde değil. Bayrağı dikmişsin terör mü bitecek. Böyle saçmalık olur mu?

ABD: Türkiye’nin (Mahmur’dakilerin geri dönmesini sağlamak için) yapabileceği şeyler var…

14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı: Mahmur’u BM ile masaya yatıracağız; gerekirse boşaltırız.

ABD: Türkiye’nin kendi içine iyice bakması ve kendi tarihi konusunda dürüst olması gerekiyor. Ve Ermenistan’a el uzatıp ileriye dönük bir yol önermesi gerekiyor. Türkiye, bu konuda liderlik gösterebilir ve göstereceğini umuyorum.

14 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı: Türkiye ile Ermenistan arasında nihai bir normalleşmeyle ilgili bir plana herhalde hiçbir zaman bu kadar yaklaşmamıştık… Sınırı da açarız… Acılarını da paylaşırız…

Bunlar ilk aklıma gelenler…

Yoksa daha;

Kürecik’e kurulan füze kalkanı, İncirlik’in açılması, Kuzey Kıbrıs konusunda rahmetli Denktaş’ın hasta yatağında kafakola alınmaya çalışılması, Oslo, İmralı müzakereleri, Suriye’ye operasyonlardaki ”dur-kalk”lar, Türk Ordusu’nun kayıtsız şartsız NATO çizgisine sokulması için vurulan ”balyoz”lar… Neler var neler…

Ki bana sorarsanız bütün bu siyasi, diplomatik, askeri ”hay hay”lara gerek bile yok ulaşmak için cevaba…

Üç gün boyunca gazetelerin o her hecesinden aşağılık kompleksi akan başlıkları ve hatta Biden’ın alışveriş yaptığı lokumcu amcanın, coğrafyamızdaki milyonlarca insanın katili, tecavüzcüsü, işkencecisi, şantajcısı olan iradenin temsilcisi için ”onu burada ağırlamak çok onur verici” açıklaması kafi…

Soru neydi?

–Biz müstemleke ülkesi miyiz?

Sizce!..

Kesinlikle, yeminle biz müstemleke ülkesiyiz.

Biz muz cumhuriyeti, biz çadır devletiyiz.

Kimse hoplayıp zıplamasın, totomuzdan uydurmuyoruz.

İftira etmiyoruz, hakaret etmiyoruz, sadece durum tespiti yapıyoruz.

Ve bu durum yeni değildir.

Atatürk’ün ölümünden bu yana, II. Dünya Savaşı sonrası yapılan pazarlıklardan bu yana böyledir.

Sadece AKP ve Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE) bu işin bokunu çıkarmıştır.

Zıçmış batırmış bir de üstüne tüy dikmiştir.

Diğerlerinden farkı budur.

Yapılacak şey belli, ya başkalarının biçtiği bu kadere razı olacağız, ya da öyle olmadığımız ele gün göstereceğiz.

Düşman sayıca bizden üstünken bile düşmanı bizimle savaşmaktan caydırabiliriz. Bu da onların planlarını bilmekten geçer.

Sun Tzu dan Savaş Sanatı

Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir..   (Sura, 42/30)

Lütfen bundan sonra Müslümanlardan eza, cefa çeken, başına bir musibet gelenler ağlayıp, zırlamasın.

Çünkü başlarına gelen her türlü olumsuzluk onların Allah’ın sevgili kullarından olduğunu gösteriyor.

Ben demiyorum, hadisler, ayetler böyle söylüyor.

Hürriyet insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir.

Bu tarif Hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır.

İnsanlar bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar.

Çünkü malumdur ki insan, tabiatın mahlûkudur.

İptidai insanların, tabiatın her şeyinden, gök gürültüsünden, geceden, taşan bir nehirden ve vahşi hayvanlardan ve hatta birbirlerinden korktuklarını biliyoruz.

İlk his ve düşüncesi korku olan insanin her düşünce ve dileğinin mutlak surette yapmaya kalkışmış olması düşünülemez.

İptidai insan kümelerinde ata korkusu ve nihayet büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanların kafalarında ve hareketlerinde hesapsız memnular yaratmıştır.

Memnular ve hurafeler üzerine kurulan birçok adetler ve ananeler, insanları düşünce ve harekette çok bağlamıştır, o kadar ki düşünce ve hareket serbestîsi gibi bir hak mefhum malum olmamıştır.

Cemaatlerin başına geçebilen adamlar, cemaati Allah namına idare ederdi

ATATURK, 1931, Lise için yazdığı Medeni Bilgiler kitabı

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası