AnasayfaObskürantizm › Obs.- 4 (Milis Yüzbaşı İpsiz Recep ve Müfrezesi)

Obs.- 4 (Milis Yüzbaşı İpsiz Recep ve Müfrezesi)

İpsiz Recep

İPSİZ RECEP RİZELİ

Tevfik Aydın-2009 (Fotoğraf: Nevzat Yıldırım)

Tevfik hocam; İpsiz Recep nereli, nerede doğmuş, nende gelmiş Karasu’ya?
İpsiz Recep biliyorsunuz ki Rizeli. İpsiz Recep, o devirde, Sevr’den kaynaklanan karışık zamanlarda, Ruslar gelince ve Lenin isyanı çıkınca, Ali Fuat Paşa başkanlığında bizden bir heyet Moskova’ya gidiyor.

Sonradan Ali Fuat Paşa orada büyükelçi olarak kalıyor. Ve bir antlaşma yapılıyor. O antlaşmada Ruslar, Erzurum depolarındaki hazineyi Türk ordusuna teslim ediyorlar. Çağırıyor oradan bir binbaşı. “Bu deponun yediemini sensin” diyor. Babam diyor ki “o silahlarla Ermenilerin işini bitirdi ya Kazım Karabekir”; Kafkas fırkaları bu tarafa geldikten sonra zaten 26 Ağustos günü hücum kararı veriyor. Ayağımız çarık da gördü diyor, sadece kuru ekmek yerken, bulgur çorbası bile yemeğe başladık Ruslardan kalan mallarla diyor. Tabiİ silahlar da varmış.

Neden ipsiz denmiş hocam?
İpsiz… Osmanlıların son zamanlarında – biliyorsunuz – bizde kıt olan iki şey; tuz ve gaz. O zamanlar Batum bizim. Takayla Batum’dan Türkiye’ye tuz ve gaz getiriyor. Tevkif ediyorlar İpsiz Recep’i. Kaçakçılıktan sürüyorlar. Nereye sürüldüğüne dair babamdan bir söz duymadım ama kitaptan okuduğuma göre Sibirya’dan söz ediliyor. Ama babamın tahminine göre İpsiz Recep’i Kazım Karabekir’in sözüyle birlikte Ruslara bıraktırdılar. Çünkü aynı senelere denk geliyor. Hatta İpsiz’in idam edildiğine dair haberler geliyor memleketteki ailesine. Ama o, bir kolayını buluyor, bir Azerbaycanlı kendisine yardım ediyor ve kaçıyor. Ondan sonra ona “ipsiz” lakabını takıyorlar.

İPSİZ NAMUSLU ADAMDIR; AÇ ÖLMÜŞTÜR

“İpsiz Çetesi” kimlerden oluşuyor, anlatabilir misiniz?
“İlyas Amca” vardı, yine aynı sülaleden ama çetedeki en faal insandı, ikinci adam yani “Aga” denilen, “Emice”den sonra geliyor. Aslında ismi Mehmet, Mehmet Altıkan. İpsiz’in çetesinde “Altıkan Mehmet” çok önemli bir yer teşkil ediyor. Sonra “Kurtuluşlardan Mustafa” var. Bu Ahmet Kurtuluş’un babasının amcasının oğlu. Bunların babası değil. Kurtuluşlardan Mustafa amca vardır. Bu beş altı kişi, İpsizin has adamlarıdır. İpsiz Recep’in herkese ispat ettiği ve güven kazandığı iki konu vardır: Birincisi uçkura dokunmamıştır. İkincisi kendi çıkarları doğrultusunda kırk para yememiştir. Bir emekli maaşı ile aç ölmüştür. Bunu babam her zaman söyler. Köyden babamlar aşağıya indiği zaman İpsiz Recep’ e hediye götürürlermiş. Tereyağ filan da götürürlermiş. Adam o kadar namuslu bir adammış. Tabi bazı olumsuzluklar da var. Çete içinde haklı haksız bazı insanlar ölmüştür, öldürülmüştür. Rusya dönüşü, İstanbul’a geliyor. O zaman yanında babam filan yok. Az önce saydığım beş altı kişi de yok daha. Onların hepsi sonraları buradan katılmış.

İPSİZ OKUR YAZAR DEĞİL, UFAK TEFEK DE BİRİYMİŞ

Ağırlıklı olarak Kızıkcık mı?
Kızılcık Ermeni köyü. İpsiz oraya geldiğinde köy boşmuş. E ne yapacak kendi efradını? Kızılcık’a yerleştirmiş onları. İpsiz Recep bu sefer Akyazı ve Hendek’e doğru yola çıkmış. Akyazı Kaymakamlığı’ndan okuryazar birini istemiş. Babam da Hasanbey Köyü’nde oturuyormuş. Babamı İpsiz Recep’in yanına vermişler. Hendek’in Aksu ve Sümbüllü köylerinden de adam toplamış. Daha ziyade o taraftan getirdiklerinde ağırlık Oflularda. Geyve Boğazı’ndan getirdiklerinde ise ağırlık Rizelilerde. Dolayısıyla potansiyelini ve gücünü, köylerin durumuna göre çok iyi taksim etmiş.

İpsiz Recep, Türk kökenli mi, yoksa Laz kökenli midir?
Şimdi Türk kökenli olmadığını iddia edemeyiz. Çünkü İpsiz Recep Türkçeden başka dil bilmiyor, okuryazar da değil zaten.

Boy, pos filan nasılmış?
Ufak tefek bir adammış.

Tanıyanlar Halit Molla için de ufak tefek derler…
Ben Halit Mollayı gördüm. Kuruluş törenlerine biz çocukken geldi. Onun bir de kardeşi vardı. Zekeriya. Böyle sakallı. Mollalar geliyor derlerdi. Merasim yapılırdı. Onlar Karaağaçdibinden gelirler, Osman Kaptan buradan, Ankara caddesinden, Kazım Kaptan ise Arifiye’den girerdi. Hükümet binasının önüne gelip bayrağı indirirlerdi.
Biz Ortaokuldayken başladı bu kurtuluş şenlikleri. Sağ değildi İpsiz recep. Ölmüştü. Kendi gelemezdi o şenliklere. Ama lafı da gelmedi. En azından ismi geçmeliydi. Ama geçmedi. Enteresan. Mesela Karasu’da bile o kadar cadde ve sokak var. Ama hiçbirine ne hikmetse İpsiz Recep ismi verilmemiş. İpsiz Recep’in sadece öldüğü yer olan Yeni Mahallede ismi geçiyor. Şimdi İpsiz Recep’in yerinde kim oturuyor biliyor musun? Torununun çocukları oturuyor. Deli Emrullah vardı. Onun karısı ve çocukları oturuyor.

İPSİZ KEFKEN KOMUTANI, ASIL BÖLGESİ AKÇAKOCA

İpsiz Recep’in sorumluluk bölgesi, Zonguldak ile Kefken arası mı?
Evet. O zaten Kefken Komutanı. Ama asıl bölgesi Akçakoca. O zaman ki ismiyle Akçaşehir. Çok zengin bir yer orası o zaman. Alaplı, Türkiye’nin en büyük tersanelerine sahipti. Hatta İpsiz Recep, indirme-bindirme yerlerden birkaç tane Amerikan gemisini soyuyor. Alınan malzemeyi satıyor. Gelen parayı fakir fukaraya dağıtıyor. En büyük özelliği bu. Gerçi zenginden almıyor da gavurdan alıyor diyelim. Halka dağıtıyor. Çünkü bir köye girdiğinde 40-50 tane kadın, 3-4 tane de ihtiyar var. Evin adamları ya harpte dövüşüyor ya da çoktan ölmüş. Kadınlar dul kalmışlar. Kuru ekmek yiyorlar. Buğday bile yok. İpsiz’in en büyük özelliği; o yetimleri hiçbir zaman aç bırakmamasıdır. Bir de şöyle söylermiş “Silahla uçkur bir elde durmaz “. İpsiz tabi Rize’den geldiğinde kafasına göre takılıyor. Çete kuruyor filan İstanbul’da. Kimin bileği kuvvetliyse o ayakta kalıyor. Birçok çete var. Rumlar vs. Hatta Kocaeli cephe Komutanı olan Yenibahçeli Şükrü bile çete liderliği yapıyordu. Ne zaman ki onlar birleşiyorlar, güçleri artıyor. İstanbul’dan başka şehir ve ülkelere adam kaçırmaları İpsiz sağlıyor. Tıpkı Özbek tekkesindeki Akif olayında olduğu gibi.

Bütün geçişler İpsiz’in kontrolünde mi oluyor?
Belirli bir mevkie başkaları getiriyor, oradan sonra İpsiz devralıyor. Oradan İpsiz alıp götürüp Akçakoca’nın oralardan Ankara yoluna katarmış. Ondan sonra onlar giderlermiş Ankara’ya. Mareşal Fevzi Çakmak da oradan gelmiş.

Tevfik Aydın’la evinde söyleşi-18.9.2009
(Fotoğraf: Nevzat Yıldırım)

HERŞEY İPSİZ RECEP’İN KONTROLÜ VE KORUMASI ALTINDA

İpsiz’in, gerek insan gerekse silah ve malzemeyi Anadolu’ya ulaştırmak mı görevi?
Ya kendi götürmüş ya da götürenlere yardım etmiş. Her şey İpsiz Recep’in kontrolü ve koruması altında.

Peki kimleri var, evli mi, çoluk çocuğu var mı, kardeşleri var mı, özetle ailesi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hanımını, Rize’den köye geldiği zaman getiriyor. Hanımının ismi Nadide Hanım. Baldızının kocası şehit olmuş harpte, baldızını da getirmiş. Baldızı benim yengem. Amcamın hanımı. Yengemin adı Müslime, amcamın ismi Ahmet. Hepsi çoktan rahmetli oldular. İpsiz’in çoluk çocuğu yok, sadece yeğenleri var.

Kendi çocuğu olmamış mı?
Hayır olmamış. Dediğim gibi sadece kayınbiradrinin çocukları var. Rasim diye bir kayınbiraderi vardı. Onun da iki tane kızı var. Bir tanesi İpsiz’in eski evinde yani Boğaz’da oturuyor. Diğeri de Rukiye, o da benim amcamın oğlunun hanımı.

İPSİZ SADE BİRİ AMA SİNİRLENDİĞİNDE KORK

Peki İpsiz’in çetesinden Adapazarı’nda ya da Karasu’da bildiğiniz kimler var?
Ama benim bildiğim Karasu’da Ekşioğlu Murat. Selahattin Tatlıların babası. Mesela Çolak Hafız. Püsküllülerin babası. Eski belediye reisi Mustafa Birinci’nin babası vardı. Karasu’da Darıçayırı Köyü’nde var, Kızılcık’da var, Hordoloşlar var ( Kurtuluşlar ), Gürsoylar var, Koçaklar var, Yalçın Koçak’ın dedesi, Mustafa Koçak. Zaten bu dört kişi, İpsiz’in en has adamları. Kurtuluşların Mustafa. Aga var yani Mehmet Altıkan.. O’nun iki tane oğlu var; İbrahim var benimle aynı yaşta. Diğeri Naim. Aga’nın kardeşi Yusuf Hoca burada Karaosman Camii’nin imamıydı.

Babanız İpsiz Recep’i nasıl anlattı? Mizaç olarak nasıl biriymiş?
Sade, fakat sinirlendiği zaman burnunu çekerek, eski Türkçe ile sin sesi çıkarırmış. Sin sin yapmaya başladığı zaman kork. O zaman 20′ lik Mecidiyeler varmış. İpsiz Recep de 60 yaşlarında filan o zamanlarda. Hesap yaptım ben Atatürk’ten 16-17 yaş büyük. O Mecidiyeleri havaya attıkları zaman, 60 yaşına gelmesine rağmen İpsiz Recep onları havada vururmuş. Gözü kara, yiğit ve mert. O filmlerdeki Rum çeteleriyle yapılan hesaplaşmalar hep gerçek.

FİLMDE İPSİZ’İ TOMMİKSE ÇEVİRMİŞLER

İpsiz Recep filmlerdeki gösterilenler, babanızın anlattığı İpsiz recep profiline uyuyor mu? İzlerken ne düşündünüz ?
Setleri hiç iyi yapamamışlar. Mesela köyün adı hiç yok. Gerçek mekanlarla alakası yok. Mekan uyuşmazlığı had safhada. Açıkçası çok rahatsız oldum bu durumdan. Tarihi bir şahsiyeti bir Tommiks romanı gibi anlatmışlar. Zaten bizim Türk filmlerindeki en büyük eksiklik atla çekilen sahnelerin gerçeklikten uzak olmasıdır. Cüneyt Arkın hariç zaten atla olan sahneleri becerebilen bir jönümüz de yoktur.

Peki o dönemdeki Rum çetelerinden, Abaza ve Çerkez çetelerinden söz ettiniz. Onlarla İpsiz Recep’in ilişkileri nasıldı?
Rum çeteleri zaten işgal devletleri tarafından desteklenen çeteler. Bu desteği gören farklı yerlerdeki Rumlar, örneğin Geyve’deki, Ortaköy’deki Rumlar başkaldırmış. Onlarla çatışmış İpsiz. Bizim burada bir iki tane Çerkes köyü var. İşgallere karşı. Bundanlar birisi Beylikkışla’dır. Birisi Çaybaşı-Fuadiye’dir. Mesela Çaybaşı – Fuadiye’de bir Murat Bey vardı. O Murat Bey ve Beylikkışla Çerkesleri Kuvayi Milliye tarafındalar.

“İpiz sapsız, deli dolu” gibi eleştiriler vardır. Bu eleştirilerin kaynağı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Harpten sonra köy hayatına kadar, ta ki Ankara’dan emir gelip çete hayatını terk edene kadar çete içi sıkıntılar olmuş. Bu sıkıntılarda ister istemez taraf olmuş İpsiz Recep. Bu olaylarda bazıları vurulmuş, bazıları kovulmuş. Ancak o dönemler, birlik beraberliğin en çok lazım olduğu dönemler. Laz, Çerkes, Abaza. Hep birlikte tek yumruk olup yola o şekilde devam etmek gerekiyor. Genelkurmay da zaten gerek yazışmalarda gerek dokümanlarda hiçbir şekilde taviz vermiyor bu konuda.

İPSİZ 1933′TE 68 YAŞINDA VEFAT EDİYOR

Peki kaç yaşında, kaç yılında vefat etmiş? Diyorsunuz ki savaştan sonra Kızılcık’da yaşamış.
Ölüm tarihi 1933. Doğumuyla ilgili çeşitli söylentiler var ama en kuvvetli seçenek; 1865. Bu hesaba göre 68 yaşında ölmüş diyebiliriz. İpsiz köyde otururken Kandıra’dan jandarmalar geliyor. Ankara’dan gelen bir kapalı zarf getiriyorlar. Atatürk’ten. Mühür ve yüzbaşı üniforması geliyor. İstiklal madalyası da geliyor. Kendisine maaş da bağlanıyor. Jandarmalar emanetleri bırakıp gidince arkadan bu çeteyi topluyor. Babamı da çağırmış. Ben buna cevap yazacağım demiş. Dikte ettirmeye başlamış. Babamın söylediğine göre İpsiz Recep o kadar güzel konuşurmuş ve o kadar güzel yazdırırmış ki, okuryazar olmayan bir adamın bu tarz konuşması ve yazdırabilmesi son derece enteresanmış. Neyse. Şöyle yazdırmış: “Ben artık yaşlandım. Gönderdikleriniz için teşekkür ederim. Ama bana layık gördüğünüz görevleri yerine getiremeyecek durumdayım. Bu durumda ne emrederseniz onu yaparım” Paşam, diye yollamış Atatürk’e. Mektubu yazdırdıktan sonra dört kişiyi beygirle Ankara’ya yolluyor. Bir binbaşı yanlarına gelmiş ve İpsiz Recep’e ulaştırılmak üzere bir mektup vermiş. “Derhal çeteyi dağıtsın” demiş. O elinde mühür ile kimin nüfus kağıdına basarsa o askerlikten terhis edilmiş sayılacak. Neyse İpsiz Recep mektubu alınca gerçekten de çeteyi dağıtıyor. Köyde yanında bir tek babam kalıyor. Diğer herkesi dağıtıyor, yolluyor. Hepsi geldikleri yere geri dönüyorlar.

İPSİZ’İN KANINDA CÖMERTLİK VE AĞALIK VARDI

İpsiz Recep kurtuluş savaşı sonrası neler yapıyor?
İpsiz Recep 1933′te vefat ettiğine göre, son 10 yılı sakin geçiyor. Cumhuriyetin ilanından sonra İpsiz Recep hiçbir olaya karışmamış. Aldığı azıcık maaşla bile insanlara yardım etmeyi severmiş. Eğer evine misafir gelirse onların karnını doyurmadan, bir şeyler ikram etmeden bırakmazmış. Eğer hemen kalkmak isteyen olursa, eski günlerden kalma alışkanlık ile ” Otur lan ” dermiş. Bir şey ikram etmeden kimseyi yollamazmış. Zaten lakabının İpsiz olması biraz da bu olaylara dayanıyor. Eline geçen parayı, fakir fukara ile, eş dost ile harcamayı çok severmiş. Bugün bulduğunu ertesi gün harcarmış. Kanında cömertlik ve ağalık da var tabi. Babamın anlattığına göre çok rahat olmamakla beraber İpsiz Recep kimseye muhtaç olmadan yaşamıştır.

Nerede vefat ediyor?
Karasu’nun İhsaniye köyünde vefat ediyor. İlk başlarda çok fazla önemsenmiyor mezarı. Ama daha sonra özellikle Rize Vakfı’nın katkılarıyla küçük türbe tarzında bir yapı inşa edilmiş. O öldükten sonra hanımı çok sıkıntılar çekmiş. En son altın dişlerini söktürüp satmak zorunda kalmış. Velhasıl bütün Karasu ve çevresi, İpsiz Recep’in hanımına yenge demez de hala derdi. İsmi de Nadide’ydi.

Tevfik Hocam, çoğunlukla babanızdan dinlediğiz olayları, kişileri bize naklettiniz. Bir dönemi aydınlattınız. Çok teşekkür ederiz.

Adapazarı’nın kurtuluşunda önemli isimlerden birisi de İpsiz Recep namıyla bilinen Recep Reis’in hikayesi… FAHRİ TUNA YAZIYOR

 


Aynalıkavak Yazıları / Fahri Tuna
İpsiz Recep ve Çetesi (Atilla Oral Arşivi)
Ayaktakiler soldan: Altıkan Osman, Altıkan Mehmet, Putputoğlu İlyas, Altıkan İlyas ve Kansız Ali.
Tevfik Aydın’la
İPSİZ RECEP ÜZERİNE…
Sevgili hocam, malumunuz Adapazarı’nın kurtuluşunda önemli isimlerden birisi de İpsiz Recep namıyla bilinen Recep Reis. Ancak maalesef hakkında sağlıklı ve doğru bilgiler yok. Bildiğimiz kadarıyla siz kendisi hakkında önemli ve değerli bilgilere sahipsiniz. Siz, yani Tevfik Aydın kimdir? Hangi vesile ile İpsiz Recep’i ve ailesini tanır?
Ben Tevfik Aydın… 1936 yılında Karasu Kızılcık köyünde doğdum. Kızılcık köyü, İpsiz Recep’in harp bittikten sonra karargah olarak kullandığı bir köy. Dolayısıyla o zaman, Milli Mücadeleye katıldıktan sonra İpsiz Recep, Kızılcık köyünü karargah etmiştir kendisine. Çünkü hem denize, denizden gelen düşman kuvvetlerine karşı, hem de karadan da gelen, o zamanki ismiyle Paralı, Kurudere ve Hendek tarafından gelen Rum ve Abaza, Çerkes çetelerine karşı korumakla görevli bir stratejik yer olarak Kızılcık‘ı tespit etmişler.
BABAMIN ADI MEHMET, LAKABI OFLU İMAM
Babanızın adı neydi?
Mehmet. Lakabı “Oflu İmam.” Şimdi babamın anlattığı şöyle ki; Atatürk Erzurum’a Kazım Karabekir’in yanına gittiği zaman, kimse O’nun Türkiye’yi kurtaracağına inanmamasına rağmen, o kadar kendinden emin ki… Orada Atatürk’le Kazım Karabekir’in arasında şöyle bir konuşma geçiyor; Mustafa Kemal Paşa, “benim için en önemlisi, Karadeniz’de düşman gemileri fink atıyor, Boğazdan yani Sakarya boğazından ( o zaman Sakarya’da baraj yok, çocukluğumda çok motorla gittim geldim Karasu’ya sudan, çok su vardı, kışın taşardı bizim bu Sakarya) Eskişehir cephesi, Afyon hattında Yunan birliklerinin lojistik destek yapmasını önleyecek bir düşünce içindeyim.” (Bunları babam bizzat İpsiz Recep’ten dinlemiş. Benim babam medrese mezunuydu. Aynı zamanda bu konulara da vakıftı ). Sonra Atatürk Samsun’a geliyor, Sivas kongreleri filan oluyor, TBMM açılıyor, bizim birliklerimiz Ermenileri Kars’ta yeniyor ve Ermenilerle Gümrü Antlaşması yapılıyor. Sakarya Meydan Muharebesine bizim düzenli ordu kazandıktan sonra artık Türk ordusu için tek seçenek kalıyor: Yunanı denize dökmek… Bunun için tek çaresi hücum etmektir. İzmit üzerinden Derbent’ten gelen yardım malzemelerini ulaştırma esnasında, Doğançay mevkiinde çok kanlı muharebeler olmuş. Geyve’de Ortaköy adında, o devirde sokakları hep asfalt olan, evleri hep sedef kaplı ahşap evleri olan, geçimini dokumacılıkla sağlayan Rum köyü varmış. Onlar da birlik çıkarıp Müslümanlara saldırmışlar.

ipsiz-recep-unutulmadi-ipsiz-recep-kimdir-_660147_340_226

 Milis Yüzbaşı Recep Reis

(1828-1928)

Atatürk’ün “Recep Amca” diye hitap ettiği kahraman çeteci.

İpsiz Recep’in Milli Mücadele’deki yeri çok önemliydi. Katılmasında en önemli rolü ise 23’ncü Fırka Kumandanı Atıf Bey oynamıştı. Binbaşı Tufan’ın 43’ncü Alayına bağlanan çete, gözünü budaktan esirgemeden savaşmıştı. Recep Reis ise bu mücadelede milis yüzbaşılığa kadar yükselecekti. Sakarya Nehri’nin Kandıra yakasında Yunanlılar, Karasu tarafında da Milli Kuvvetler bulunuyordu. Sakarya, Ereğli ve Boğaziçi’nde baskınlar yapıp silah ve cephaneye el koymakla kalmaz, düşmanı da yıpratırdı.

Çetesine ilk katılan Mehmet Kaptan olmuştu. Rizeli Mehmet işgal İstanbul’unda düzenlediği bir baskın sırasında Çeşme Meydanı’nda İngilizler tarafından yakalanmış ve işkenceden geçmiş biriydi. Recep’in yanındakiler her geçen gün büyüyecek, işgalcilerin korkusu haline gelecekti.Çete her seferinde değişik baskın yöntemleri uyguluyordu. Bazen motorla Şile’ye geliyorlar, kara yolu ile Boğaziçi’ne gelip Küçükağız’da cephane yüklü Yunan gemilerini basıp tüm yükü Anadolu’ya sevk ediyorlardı. İpsiz Recep’le kader birliği yapanlardan Zekeriya Tiryakioğlu, Batum harekatını Murat Sertoğlu’na şöyle anlatmıştı:

“Ben bombacıydım. İpsiz Recep’le birlikte bize Orek Tabyaları’nı ele geçirme emri verilmişti. Rus askerlerinin bu kadar karşı koyacağını sanmıyorduk. Batum önünde tam bir hafta savaştık. Sonunda Orek Tabyaları’nı ele geçirdik ve Türk bayrağını diktik.”

Recep Reis Milli Mücadele’nin şanlı gemisi Alemdar’ın kurtarılmasında da yer almıştı. Çarkçıbaşı Osman Efendi şiddet gemiye ihtiyaç olduğunu biliyor ve gemiyi kaçırmaya karar veriyordu. Gemi personeli ile birlikte 23 Ocak 1921 gecesi yola çıktığında başarı şansları oldukça azdı. Uluca ile Çamlı arasında Fransız gambotuna yakalanmış ve Ereğli Limanı’na yakın olan Çobançeşme mevkiine sokmayı başarmışlardı. Baba Burnu’nda mevziilenen Recep Reis ve adamları yaylım ateşine başlıyor ve Fransız gambotunun iki ateş arasında kalmasını sağlıyordu. Mücadele 2 saat sürmüş ve Alemdar kurtarılmıştı.

Mart 1921 ise İpsiz Recep’in düşman değil, dalgalara yenildiği tarihti. Kocaeli cephesine silah götürmek üzere yola çıkan İpsiz Recep, fırtınadan motorlarının arıza yapması üzerine İnebolu’ya çıkmak zorunda kalmıştı. İnebolular onu coşku içinde karşılıyordu. Bir hafta kalmış, kafile “Hicret”in onarılmasından sonra yola çıkmıştı. Kaymakam İsmail Hakkı Bey, Kastamonu Valiliği’ne durumu telgrafla bildiriyordu:

“Kocaeli cephesine sevk edilmek üzere hava muhalefetinden İnebolu’ye gelen Hicret motoru ile 51 kişilik Recep Reis ve çetesi motorlarını tamir ederek yola çıkmışlardır (İnebolu, şifre-7 Mart 1921, sayı:256).”

II. İnönü muharebesi sırasında bir Yunan taburu Sakarya’nın batısında Seyfiler’de karargah kurmuştu. Recep Reis ve birliği 29 Mart 1921’de gerçekleştirecek, Sakarya yakınındaki Boğaz bölgesine hücum eden bir başka Yunan taburuna geçit vermeyecekti. Recep Reis’in savunması 12 saat sürmüş, düşman kuvvetleri Boğaz hattını yarmak imkanını bulamamıştı. Bölgede savunma hattını iki hafta koruyan Recep Reis, daha sonra Kocaeli Grup Komutanlığı’nın 17 Nisan 1921 tarihli emri gereği, Sakarya bölgesinden hareketle Hendek-Sakarya üzerinden Çatalköprüler mevkiine gelmişti. Bu sırada Mürettep Kolordu Komutanı Kazım Bey, karargahını Düzce’den Gevye’ye nakletmişti ve hatıralarında Recep Reis’e de yer verecekti:“Kolordumuz 6 piyade taburu, 6 top ve 1 milli süvari alayından meydana geliyordu. İpsiz Recep’in milli müfrezesi de vardı (İpsiz Recep bu sıralarda 70 yaşını aşmıştı).

Ali Fuat Paşa’nın da emrinde çalışmıştı. Abaza Seyit’i vurup, Keskin’de Yunan karargahını da basan oydu.
Birliğin düzenli orduya katılışı ve 41’nci Alay’ın 3’üncü Taburu’nu teşkil edişi 8 Mayıs 1921 tarihini taşır. Düzenli orduya katılışında şüphesiz Muhittin Paşa’nın büyük etkisi olmuştu. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı yayınlarından edinilen bilgilere göre Recep Reis 19 Ağustos 1921’de Kocaeli bölgesindedir.

Recep Reis ve Mustafa Kemal

Recep Reis savaş sonrası İstiklal Madalyası’na hak kazananlardan biriydi. Efradı ile birlikte Ankara’ya gelmiş ve bando ile karşılanmıştı. Ankara’da bir hafta kalmışlar ve Atatürk’ün iltifatlarına mazhar olmuşlardı. Atatürk:

“Recep Reis bir daha harp olursa ne kadar kuvvetle gelirsin?” dediğinde şu cevabı vermişti: “Adamlarım dağıldı artık. Yanımda bir yeğenim var. Ne zaman emredersen atımı ve silahımı alır gelirim.”

Atatürk Recep Reis’e 250 lira maaş bağlamıştı. Paradan başka her şeye önem veren Recep Reis, maaşını da Tayyare Cemiyeti’ne bağışlayacaktı. Kendisine verilen arazinin altı dönümünü bırakıp gerisini de etrafındakilere dağıtacaktı.

Artık tek dostu topraktı. Silahını duvara asmış, toprağını bekliyordu. 35 numaralı ahşap evinde yanında sadece eşi Nadire vardı. 1928 yılı geldiğinde son aylarını yaşıyordu. Son gündoğumunu karşıladığında ihtimaldir ki yeniden doğuyordu

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası