AnasayfaSiyaset › OLİGOPOL

OLİGOPOL

1982 Anayasası % 99 ‘evet’le, halka rağmen yapılarak, cebren tasdik ettirilen ve adeta kakalanan, dayatılan bir Anayasa’dır.

Halkın çoğunluğu, “en kötü demokrasi, en iyi askeri rejimden evladır” mantığı ile bir an evvel demokrasiye dönmek maksadıyla evet demiştir.

Uluslararası yüzyıllıklar veya şimdinin tabiriyle globalizm patronajı, bir taraftan kendi isteklerine uygun tarzda dikte ettirdikleri asker vesayetindeki Anayasayı hazır paket olarak sunarken.; Diğer taraftan reddedilse bir kaç ayımızı daha alacak bir devlet – millet sözleşmesi olan Anayasamızın ileride değişebileceği tezini de işleyerek, sür’atle demokrasiye dönülmesi gerekliliği propagandasıyla bu dolmayı millete yutturdular. Otuz bir yıldır midemizde taş gibi oturur. Yetmiş küsur ek ve değişikliğe rağmen halâ orada, durduğu yerde durur.

Bu kakma Anayasayı bizlere, uzaktan kumandalı Oligarşik Monopol’ler miras bırakmıştır. Adı “mahkeme” olmaması gereken ANAYASA MAHKEMESİ gibi (Mahkeme olsaydı Hukuk eğitimi almış, Hâkimlik nosyonuna sahip birisi başkan olmalıydı) Doğrusu “Anayasayı Koruma Kurumu” olabilirdi.

TRT Kurumu gibi (cebren toplanıp, emirlerine tahsis edilen vergilerin nereye gittiğini bilen yok), Dört başı mamur bir arpalık. Tıpkı YÖK gibi…

Eğitimle ilgili çok farklı bakışlar içeren yazılar yazdık. Şimdi 2013 yılı itibariyle sınav sistemi değişiyor, eğitim – öğretim modeli değişiyor… Ders kitapları ve müfredat değişiyor. Şu halde, hasıl olan kuşaklar arası Bilgi farklılığı ve zaviye (Açı) farklılıkları varılmak istenen hedefe bizi mümkün değil ulaştıramaz…

“Yığınakta yapılan hata ile Cephede yenilgi mukadderdir, kaçınılmazdır.’’

Bir ülkenin geleceğini ya eğitimle karartırsınız, ya eğitimle kurtarırsınız.

Dünya globallerini takip edin. NAFSA (Amerika Kıtası eğitim işbirliği örgütü),

EHEA (Avrupa Birliği ve Kıtası Eğitim Alanı), EUA Avrupa Üniversiteler Birliği, Avrupa Bilim Adamları Kulübü, ENQA, ERA vs,vs. Dünyanın Eğitimi Brezinski’nin Merkez (Aydınlık) ve Kenar ülkeler (Terörist, Karanlık) satrancına uygun dizayn ediliyor.!

İlmi, Bilgi ve teknolojiyi, merkezdekiler çevre/kenar ülkelerle paylaşmak istemiyor.

İşte Obskürantizm (karanlıkçılık) budur. Kurulduğumuz günden, bilhassa Köy Enstitülerimizi kapattırdıkları günden beri Eğitim Dünyamızda, olanlar bunlardır. Sıfatını Batı’dan almış, Batı suratlı, insan suretli, bizimle bağı yalnız konuştuğumuz Türkçemiz olan Ademoğlu; içimizde geleceğimizi karartıyor. Ve biz ona bir de maaş veriyoruz. Kimisi bilerek, kimisi bilmeyerek, alet olarak Vahşi Batının bu projesine kullandırıyor kendisini.

Dün Batı’nın laik suratlı adamlarınca yönetilirken bağıranlar, bu gün o koltuklarda hem kendi halkına zulme, hem de cehaletleriyle Batı kulübünün hizmetkârlığına devam ediyorlar. Türkiye’nin Eğitim sistemi CAHİLLİK EĞİTİM SİSTEMİDİR.

Ülkemizde Cahillik Lisans, Yüksek Lisans, Doktora diploma programları; Hattâ Profesörlüğü var… Uyanırlar mı?, hayır, iradeleri ipotekli. Kimlileri yok. Kişilikleri Hürriyet nedir tanımıyor, bilmiyor. Hep himayede yetişmiş, büyük Abi’leri bilir…

Emir kipi ile cümle oluşturamayan, dost ahbap çavuş, bizden veya bizim çocuk gibi hatır kıstaslarıyla sıfat zengini olan bu intihal akademisyenlerimiz, Rusya’nın çöküşüyle bize doğru olan Rus Bilim adamı akımının da önünü kesmiştir.

Kötü para, iyi parayı kovar da, Kötü bilim adamı iyisini tutar mı?

Hukuk bir ilim değil; bilim hiç değil; Kabuller manzumesi bir külliyat! Göreceli bir kavram… Nasıl mı? Durduğunuz yere, baktığınız yere ve gördüğünüz şeye bağlı. Kurulalı beri Türkiye’de yasak olan zina AKP zamanında suç ve yasak olmaktan çıktı mı, çıktı. Dün domuz beslemek yasaktı, bugün serbest.???…

Hukukun Eğitimi adlı bir yazımız olmuştu.

YÖK’teki Hukukçu hocalarımızın Avrupa’da okutulan hukuk eğitimini model almaları gerekirken, neye göre tespit edildiği belli olmayan KRİTER 11 Hukuk dersi konusunda tenkit etmiştik, bugün öğreniyoruz ki, YÖK’ün Hukukçu Profesörlerine Danıştay 8. Daire hâkimleri haddini bildirmiş…

Evet beyler;

Ya Danıştay 8. Daire hâkimleri yanlış karar verdi, Ya da, YÖK’ün “Hukuk Fakültesi okumadan hukukçu olan” ve allamelik yapan üyeleri… Sahibinin sesleri.

Sırf bu kadarı bile, Demokrasi ile yönetilen memleketlerde istifa denilen şerefli müessesenin işletilmesi için yeterlidir de, o şerefli adamlar nerde.

Besleme de şeref aranmaz…

Yalçın KOÇAK

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası