AnasayfaEğitim › Rumeli’de Türkçe, Hukuk

Rumeli’de Türkçe, Hukuk

Büyük devletlere; şirketleri, firmaları, kurumlarıyla objektif gözle bakıp incelediğimizde üç yüz yıllık keresteci, iki yüz yıllık sanayici, yüz elli yıllık inşaatçı mütaahhit ve yüz  yıllık hukuk firmaları görüyoruz.

Bu hukuk firmalarının bir kısmı finans ve danışmanlık sektörlerine dönüşmüş kimisi kredi derecelendirme kuruluşu olmuş, hukuk tabanlı, altyapısı oluşmuş firmalar devamlılığı sağlamışlar; kuşakları kendi işlerinde eğitmişler, sermaye terakümü (birikim) sağlamışlar. Tecrübelerini maziden atiye taşımış ve marka olmuşlar, dev olmuşlar.

Bize biçilense devamlılık, süreklilik, sürdürülebilirlik değil, her nesilde, her kuşakta sermayenin el değiştirmesi, göçer-konar zihniyetle rençberlikten başka tüm mesleklerde değişim… Yeter ki birikim olmasın! Yandaş sermaye nasıl kollanıyorsa, çocukları da yurtdışında, aynı şekilde, özel olarak okutuluyor.

Büyük bir ihtimalle askerin oğlu asker olabiliyor, ama bir mütaahhitin oğlu inşaat mühendisi olamıyor, mütevazı bir KOBİ sahibi evladını makine mühendisi yapamıyor. Çalışmış çabalamış, birçok diş hekimi çalıştıran üç poliklinik sahibi karı-koca diş hekim, tek kızlarını da diş hekimi yapıp, işin ve işletmenin devamlılığını sağlayamıyor. Bitkisel ilaçlar sayesinde şöhret olmuş, zengin olmuş, fabrikalar işletmeler kurmuş bir doktorumuzun kızını baba mesleğinde yetiştirip işletmelerinin devamlılığını sağlayamıyoruz, sermayesini ve emeğini koruyup kollayamıyoruz. Devamlılık oluşturamıyoruz. Marka gelişimini ve hayatiyeti sağlayamıyoruz.

Hayatımızdaki fıkralardan biridir.” Oğlunu da avukat yapan bir hukukçu baba, ilk davadan sevinçle dönen genç avukat oğluna, “hayrola” der, oğul hukukçu iftiharla “girdiğim davayı kazandım baba” der; baba, müstehzi, oğlum ben seni o dava ile büyüttüm daha düğünü de yapacaktım” der. Fıkra bu, ama gerçek şu ki Türkiye’deki maarif sisteminde hiçbir baba evladını istediği gibi okutamıyor, yetiştiremiyor… Oğlunu da avukat yapmış, dosyaların ve davalarının ve de bürosunun devamını sağlamış kaç hukukçumuz olmuştur?

1981 anayasasının eğitim dünyamıza taktığı pranga, insanımızın başarı boyunu kısaltmakta, adeta cüceleştirmektedir.

Devamlılığın hukuki boyutu için, eğitime Hukuk’tan başlanmalı diyerek Hukukçu aileler türetebilmek ve ecdat beldesi Kosova’yı ve Prizreni de 99 yıldır aşina kaldığı Türkçe ile şenlendirmek maksadıyla Rumeli’de Türkçe Hukuk Eğitimi kararlılığı gösterdik.

Cumhuriyetimizin ilk Hukuk Mektebi, Ankara Üniversitesi ve Hukuk Fakültesi’nin genç Dekanı bizimle birlikte işi yüklendi ve ilk defa, Türk Hukuku ve eğitim lisans dili olarak da Türkçe, ülkemiz dışında istikbalin genç hukukçularını yetiştirmeye başladı. www.balkanuniversity.eu

AB ile sorunlu geleceğimizde, sorumlu tutulduğumuz AİHM’deki ceza davalarımızın toplamı kaç milyar Euro’dur, bilen var mıdır? Tahmin edin! 70 milyar Euro! Kim bu davalarda bizi ve milli menfaatlerimizi savunacak, hangi dille, hangi ilimle?

Avrupalı hukukçular için Türkiye ile ilgili AİHM davaları pazarın en semiz ve en temiz kazları gibi görülmektedir.

Prizren’de ki Hukuk Fakültesinin bir misyonu da bu olacaktır.

Düşünülmeyeni düşündük. Özür dileriz.

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası