AnasayfaSiyaset › Sahne Açılıyor…

Sahne Açılıyor…

            Ortadoğu Medeniyetler Beşiği… Hani lunaparklarda tavandan, bir halkadan gelen ve elinizde tuttuğunuz iplere bağlı oyuncaklı reyonlar vardır. İpin ucunu takip edersiniz ve bir ipi çekersiniz, başka bir yerden başka bir hediye elinize verirler, hiçbir zaman düşlediğinizi alamazsınız.

            Tarihi kökleriyle incelediğimizde; Fransız ve İngiliz emperyalizminin sömürdükleri devlet ve milletleri terk ederken kullandıkları modelleri görür ve okursunuz.

            Fransız bir sömürge ülkesini terk ederken, plebisit yani referandumla terk eder.

            İngiliz ise devşirilmiş siyasi liderler bırakarak çekilir. Yaser Arafat ve Şerif Hüseyin’in rollerini bitirip sahneden çekildikleri bu son dönem bu rolleri kimlere verildi?

            İngiliz’in ayağını son çektiği topraklar Kıbrıs, Keşmir ve Kudüs’ten elini çekmediğini ayan beyan görüyorsunuz.

            Buralarda Britanya İmparatorluğunun menfaatlerine aykırı oyuncuların nasıl saf dışı bırakıldığını da çok iyi biliyoruz. Burada da iki yöntem gözüküyor. Kendilerine rağmen gelişen siyasi liderleri veya kendilerinin koyduğu; ama yörüngeden çıkan görevlileri, ya hayatlarına kast ederek ya da itibarsızlaştırarak sindirme ve yalnızlaştırma yoluna gidiyorlar. Çanakçıbaşıları çok, değnekçiler zaten Babil’den beri var.

            İran banknotları Fatımi Şia’sını da dolarize etmiştir. Gazze, Akdeniz’de bir İran limanı olmamalı diyenler doğru söylemektedir.

            İsrail her zaman kendi düşmanını kendisi seçmiştir; çünkü haftalık duası budur (?)

            Antisemitizm de bir Semitik kurgudur… Sahne yeni açılıyor; Oyuncu çok, rol çok, figüran çok, replik bol, senaryo harika: kan, gözyaşı,açlık, sefalet,yokluk,gariplik,sahipsizlik… Ancak esas oğlan sahne almadı… ? Tuuuu Minute…

 

Din, İman bir Mintan (Gömlek)

            Sn. Baykal’ın tasfiye edilmesi de, oyunun bir parçasıydı. Partisini merkezden koparmayan Türk Milliyetçiliği damarı kuvvetli bir Deniz Bey, İslâm adına da önüne konan dolmaları yutmayacağını nefis bir söylevle ortaya koymuştu. Keşke o konuşmayı yapmamış olsaydı. Fincancı katırlarını ürküten gün, o gündü.

            Din, iman bir mintan; bizim halk edebiyatı tekerlemelerimizdendir, yani bize aittir. Ne anlatmak istemektedir? Bir gömleğe; inandığı değerlere sırt çevirenleri kastetmektedir; ya da iktidar için gömlek değiştirenleri…

            Deniz Bey, Siirt seçimlerinin tekrarlanmasına verdiği desteğin faturasını ödedi. Demokrasiye yapılan defo ve ağır tahribat ortada ve hala devam ediyor. Yanlış öğretilerle eğitilenlerin, kozmik zehirli beyinlerin Ortadoğu’yu anlamasını beklemeyelim.

            Azdırılmış Talepler, yanlış siyasi sonuçlara götürür.

            Manipülasyonlarla, provake edilmiş insanlarla, damarlarından ruhlarına yapılan aşılarla, militarize edilmiş Aktivistlerle aslında Türkiye aktifleştirilmeye çalışılıyor.

            Güç merkezi Anadolu, çevrenin dolduruşuyla hareket edemez, etmemeliydi. Yoksa bütün bunlar suni gündem için miydi?

            Mücahitlerini karşılamak için gece İstanbul’a gelen Sn. Arınç, iki gün sonra neden çark etti?

            Komor bandralı gemiye niye bayrağımız?

            Umalım aklı selim galip gelsin.

            Umalım hasarımız az olur.

            Ve umalım verilen can, bu kadarla kalır.

            İşte “Demokrat Partisiz Demokrasi Acı Bir Esarettir” sözümüzü bu günler için söylemişizdir. Ama bugünkü hülle için de değil tabi…  

 

 

 

               Yalçın KOÇAK

               09.06.2010

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası