AnasayfaSiyaset › Sen Ne Yücesin

Sen Ne Yücesin

Bu sıfatı bu gün, aziz milletim için yazıyor ve başlık olarak da atıyorum. Çok yoğun kirli bilgi bombardımanının içerisinden geçtiğimiz şu günlerde, sağduyulu ve vakarlı halkımız teenni ile dinliyor, gelişmeleri izliyor. Dişlerini gıcırdatsa da adımını sokağa atmıyor, dolmaları yutmuyor, dolduruşlara gelmiyor.

Hakikaten, bir ucu Okyanus ötesine, bir ucu Manş’ın ötesine, bir ucu Sina çöllerine dayanan, şartlandırma planının şarlatan oyuncularının rol yapma kabiliyetlerini ve repliklerinin ezber yeteneklerini ellerindeki medya gücü, 25. Kare, telkin, zihin kontrolü, komplo teorilerine rağmen; Gezi parkındaki ağaç ve çevre hassasiyetinin istismar edilerek kullanılmak meselesi ile, ortaya çıkan gerçeğin de bilincinde olarak nasıl sessiz ve izleyen bir derin akılla olaya yaklaştığının açık tezahürünü yaşıyoruz. İşte bu necip milletin derin aklı burada tezahür ediyor.

Millet sokağa çıkmayarak, Cemaatten yana olmadığının işaretini veriyor, bu demek değil ki burslarla okumuş boyunsuz bir memurun çocuğunun evindeki sekiz para kasasını mazur görüyor, onun İstanbul’da ki hizmeti esnasında toprak döküm işinde, dul kesesin de olan biteni de Tayyip Erdoğan’nın bilip, yutup, sustuğunu da sanmıyor?.

Bu demek değil ki; Bakanının Müsteşarına, beni o deli muhatap etmeyin diyerek kendi oğlunun, spor kulübü adına yaptığı illegal iş bağlantılarının çoktan onlu trilyonları aştığını biliyor ve zamanı kolladığının inancı ile sabır gösteriyor, cepheyi genişletmiyor?.

Muhatabımız Başbakandır; izliyor ve gözlüyoruz ya bu tufeyli taife ile ortağım diyerek özür beyan edecektir, ya da taifeyi yüce divana gönderecektir. Bakanlar, Başbakan adına görev yaparlar. Yediklerinden içtiklerinden herhalde ben sorumlu olmayacağım.

Red Hack bizlere halı altına süpürülen pisliklerin kokularının nerelere kadar uzandığının sinyallerini veriyordu.

Devletin içindeki Green Hackçi Dai’ler dinlediler, dosyaladılar, pislikleri ortaya döktüler. Ne pahasına, makamlarından gideceklerini bile, bile fedailik yaptılar güya, yahu fedailiği de anlamsızlaştırıyoruz galiba hiç maaşlı fedai olur mu? Maaş, bir kuruma bağlılıktır ve mesai karşılığı alınır. Bunlar devletin içine sızmış maaşı devletten, yani bizden, ama aferini başka yerden bekleyen dai’ler gibiler.

Bizleri de ”Muhabbet fedaileri yetiştireceğiz” diye kandırmışlardı. Sözde “Husumete vakitleri yoktu” . Bu beddualar ne hoca ? Bu tapeler, bu filimler, kayıp dinleme aletleri, aynı sofrada yediklerine, aynı torbaları doldurduklarına, aynı parsayı paylaştıklarına saldırtıyorsun, hiç bir jargona sığmıyorsun hoca.

Husumetin daniskası yapıldı, hem de ne adına, kimler arasında, yüzyıllık alınan mesafeler, birkaç kendini bilmezin, görmemişin, doymamışın, art niyetlinin içinde taşıdığı çocukla barışık olmayan aşağılık kompleksli beslemeleri inisiyatifine terk edemeyiz.

Polis de olsalar, hakim de, savcı da, profesör de olsalar, sonuçta onlar da iradeleri ipotekli birer husumet Dai’si dirler.

Dai’ler devlete değil; Dahhak’a, Dahhak da  o yüce Bab’a (kapı) bağlıdırlar.

Devlet denilen yedeği olmayan, yedek parçası bulunmayan harem-i ismetimizi görgüsüz, göreneksiz, kültürsüz, asaletsiz, iradeleri ipotekli bürokratik oligarşiye kaptırırsak olacağı budur.

Yüce dinimiz İslamı,  bu besleme taifeye emanet ettik, sadaka ve zekatlarımızla bunları semirttik, işte rezillik meydanda. İslam toplumsal referans alınma özelliğinden uzaklaştı mı, yüceleşti mi?

Türk Devleti bu Kaht-ı ricalden (devlet adamı yetişmeyişinden) kurtulmalıdır.

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası