AnasayfaMeselelerimiz › Sınır Ötelemesi

Sınır Ötelemesi

“Güneydoğu problemimizin çözümü, Avrupa´nın Güneydoğusu´ndan geçer” anlayışıyla davranmadığımız sürece başımızı da ağrıtırlar, kanımızı da akıtırlar, canımızı da yakarlar.

Bıkmadan, yılmadan, “ben daha önce demiştim, yazmıştım da” demeden, başa kakmadan, itikadımca doğrularımı bu satırlarda ve bu köşelerde okuyucu idrak sahipleri ile paylaşmaya devam edeceğim.

 Türkiye´nin sınır ötesi değil, sınır ötelemesi problemi vardır. Eski Bakan Sn. Hayati Yazıcı´nın da bir kez dile getirdiği doğrumuz budur.

BM Kararları gereği “Bir ülke kendi sınırlarını koruyamıyor da, komşu ülkeye o sınırlar üzerinde tecavüz ediliyorsa, tecavüz edilen ülke diğer ülkenin sınırlarından 45 km içerilere hasım takibi yapabilir, güvenlik hattı oluşturabilir.”

Şimdi milli ve kendinden hareketli yerli obüs toplarımızın menzilinin niye 45 km. olduğunu anlamamız lazım. Paleti Türk toprağında iken 45 km´lik bir güvenlikli bölge sınırını top mermileriyle çizebileyim diye.

Fırtına obüslerimiz çoktan güvenlik sınırını çizmeliydi, Kırmızı hatlarımız Barut kokutmalıydı. Suriyeli komşularımız da bu güvenli bölgede ikmalleri, iaşe ve ibateleri tarafımızdan insani olarak sağlanacak yaşam alanlarında sunulabilecek en kaliteli şartlarda hayatlarına kendi topraklarında devam edebilmeliydiler. Milyonlarca aile bölündü, binlerce insan Ege ve Akdeniz sularında boğuldu, kayboldu. Binlerce çocuk organ mafyasına taze, sorunsuz ham madde oldu, duyarsız Batı kayıtsız kaldığı sorunlardan, nemalanmayı çok iyi biliyor. BM çok geç kaldı. Nerede kalmamıştı ki; Nepal´de, Filistin´de, Mısır´da, Gazze´de, Kıbrıs´ta, Irak´ta hep geç kalmadı mı?

İstihbaratçılıkta, müzevircilikte, ispiyonculukta yasak ve günahsı bir anlayıştan geldiğimiz için bunlarsız olamayan lobicilikte de başarı boyumuz kısadır.

“Güneydoğu problemimizin çözümü, Avrupa´nın Güneydoğusu´ndan geçer” anlayışıyla davranmadığımız sürece başımızı da ağrıtırlar, kanımızı da akıtırlar, canımızı da yakarlar. Anladıkları dil ne ise, bundan böyle o dilden konuşalım. Öğrenmek isteyene de öğretelim…

Politika, Batı icadı bir kelam, M. Akiften aklımda kaldığı kadarıyla; “Batı, kuvvetten başka bir şeyden anlamaz.”

Kanırtmazsan, kanırtır, bağırtmazsan, bağırtır. Bölemezsen, böler, parçalar, kullanır, yutar, yok eder.

Lüzumsuz tartışmaları bir kenara koyalım. İkilik çıkaracak, Bir´liği bozacak tüm problem ve meseleleri donduralım. Bu, İngiliz´in politikasıdır; problem var çözülemiyor, geçici süre donduralım.

Kıbrıs´ta hassas bir çizgideyiz.

Askerimiz Misakı Milli´de ama yurt dışında operasyonda.

Güneydoğu´m hala sıcak, kaşımalar devam ediyor.

ABD ile ilişkilerimizi birileri germek istiyor.

FETÖ´nün Kriptoları, Dai´leri daha bitmedi.

Rusya ilişkilerimiz fevkalade iyi oldu da, Kırım uçak seferlerimiz niçin başlamıyor?

Yenikapı´da yeni bir kapı aralandı, eşiğini aşındırmayalım, tadını kaçırmayalım.

Memurin takımıyla lobying olmuyor, ihale ettik, hiç olmuyor. Bu işleri milli ve işadamlarımızın yönetiminde çözmemiz lazım. Kurtuluş Savaşı´nın Galip Hoca´sı Atatürk´ün Baş Vekili Celal Bayar´ın emsali olmayan şu sözüne ne buyrulur: “Bir ülkenin harici tacirleri, o ülkenin yed-i eminleridir.”

Avrupalı Türkleri birileri Yeşil Sermaye olarak yoldu, DESİYAB´lar, holdingler vs. çıktı, birileri rey deposu olarak gördü ama kimse onlardan ATİ´ye (gelecek anlamına) ait bir vazife istemedi. Türklüğün âtisi için, ATİ (Avrupa Türk İnisiyatifi) ile AB parlamentosuna 10-15 Türk vekil sokmak iş değil, işten değil.

Peki olmayan ne? Niyet ve ortak akıl…

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası