AnasayfaSiyaset › SOYLU BAKAN,

SOYLU BAKAN,

Soysuzluğun sorumlularını illa ki bulmalıdır.?

AB Müktesebatında devletin olmazsa olmazları olarak üç umdeyle başlar.
  1. Özgür Birey
  2. Örgütlü Toplum
  3. Demokrat Devlet
Bu sol jargonla yazılmış üç maddeyi biz zaten fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür devleti bağımsız olarak tanzimattan beri benimsemiş ve bünyemize sindirmişiz.
Örgütlü toplum dedikleri; Teşkilatlanma hürriyetinin sosyal hayatta dernek, vakıf, birlik vs. marifetiyle kullanılması toplantı gösteri ve yürüyüşlerin toplum nizamını bozmayacak, Milli bütünlüğümüze zarar getirmeyecek toplumu ayrıştıracak fitnelerin ayıklanacağı ve devlete ve de demokrasimize halel getirmeyecek sosyo siyasal yapılar, teşekküller bütünü olarak görürüz.
Öyle midir? Bir bakalım.
Teşkilatlı toplum dediğimizde; İl dernekleri hatta kaza, kasaba ve köylerin mahallelerine kadar inen ve insanlarımızın mikro Milliyetçilik hissiyatını kabartan akıl dışı yapılanmalarını, Cami ve Kur’an kursu yapıcılarını, Gayri meşru işlerin  Mikrop saçan mekânlarını görüyoruz. Kumarcıların dernekleri aşıp parti kurduğu günümüzde, Kumardan daha zararlı faaliyetlere şahit oluyoruz. Meslek kuruluşları siyaset yapıyor doğrumudur?, hayır. Derneklere yaptırmazsan siyaseti, olacağı budur?
Bu memleketin okumuş adamını değil okumamış adamını siyasi parti üyesi yaptırırsanız, işçi delege amirini nasıl sürgün ederse, Aslanı kediye boğdurma modeli bu sömürgeci oryantalist anlayış; dernekleri de siyaset dışı tutmasıyla zararlı ve hasarlı ve de arızalı bir yola sokmuştur.
26 Mart’ta Bulgaristan’da parlamento genel seçimi yapılmıştır. Bulgar derin devleti (aslında Komünizmin eski işkencecimiz gizli polis örgütü DırJavna Sigornos. DS.) tam 29 yıl geçmiş koalisyon hükümetlerini de, 2002’den 2014’e kadar Ak Parti hükümetlerini de “50 yıl daha Komünistlerin kabuk değiştirerek iktidarda kalmalarını amaçlayan Yeniden Doğuş Projesi ile “ Sözde Türk Partisi HÖH ve onun naylon Türk eski genel Başkanı Ahmet Demir Doğan ile manipüle etmeyi başarmıştır.
Şapka düşüp, kel görününce önce Kasım Dal’ın şeklen İslami partisiyle Mühre (ördek avında ki sahte ördek) operasyonu, o da tutmayınca HÖH’ün başından kovulan Lütvi Mestan’ın (Lame Duck-Topal Ördek) koşar adımlarla Sofya Büyükelçiliğimize sığındırılması ile başlayan “Ayak değiştirme faslından” yeni süreç.
Soylu Bakan; Bu soysuzluk sorumlularını bulur.
Türkiye’de ki Bulgaristan derneklerinin hemen hemen tamamı HÖH denetimindedir demiştik, yazmıştık; işte sonuç ortada.
Bu derneklerin tamamı sözde eğitim ve kültür dernekleridir. Amacı dışında faaliyet göstermektedir.
Burs vermeyen, talebe okutmayan eğitim ve kültür faaliyeti yapmayan bu Bulgar istihbaratının içimizdeki kozaları şu olağanüstü hal kapsamında bir şekilde kapatılarak halledilmelidir.
Tek ve düzgün bir yapı ile Balkan Politikası sivilizasyonu yapılarak AB ölçeğinde yapılandırılmalıdır.
Eski İstanbul Başkonsoloslarından G. Ruskov bir gün bana Sn. Koçak bizi ajan çalıştırmakla suçlamayın sizin adamlarınız bir birini gammazlıyor, bana gönüllü çalışan 8 bin Türk ajanım var demiştir.
Dernekçilikle torba dolduran toplum önderlerinden ne devlet ne de millet hayır gördü, göreceği de yok. Görünen köy kılavuz istemiyor.
Al birini vur öbürüne paskalya yumurtası gibi adamlar her tarafa yatarlar, yüz yok astar kalmamış, ikircilik ruhlarına işlemiş, gammazcılık meşguliyetleri, Er’likleri iğdiş edilmiş.
İbn-i Haldûn’u bilmeden, okumadan Haymatlosları toplum önderi yaptık, Rumeli Balkan politikasında söz sahibi yaptık, işte sonuç ortada.
“Balkanlarda bozulan İstanbul’da tutunamaz” Doç. Dr. Hasip Saygılı’nın “Rumeli Türkleri ve Müslümanları” Kitabından çarpıcı bir cümle sadece zamanın sosyal bünyesindeki arızalar ile günümüzdekilerin moto, mot benzerliği ister istemez zecri bir takım yaptırımlar almamızı gerektirdiği kanısını akıl sahipleriyle paylaşıyorum.
AB’nin eski Bosna Hersek temsilcisi Carl Bildt, Project Syndikate’deki köşe yazısında, bölgedeki gelişmelerden endişeli olduğunu kaydederek “yavaş yavaş, ama kesinlikle bölge yangın yerine dönüşüyor, ancak bu kez kıvılcım Üsküp’te tutuşabilir” ifadelerini kullanmıştır.
Balkanlarda kumpassız, manipülasyonsuz ve kesinlikle torbasız ve de çorbasız yol ve yöntemlerle yürümeliyiz. Ecdat gibi derviş ruhlu tüccarlarımızla, hayır hak vakıf adamlarımızla ve onların emrindeki memurlarımızla.
Tersi bizi buralara getirdi, Rumeli ne oralı soydaşlara, ne de buradaki memurlara bırakılmayacak kadar önemli bir Türklük ve Türkiye meselesidir.
Rumeli’de durumumuz vahimdir. Bulgarcı Soydaşlara ve burada ki paydaşlara Soylu bir operasyon çekmek zamanı gelmişte, geçmektedir…

 

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası