AnasayfaEğitim › Yeniden Başlamak

Yeniden Başlamak

Eğitim ve Sağlık Üzerine:

           

            ABD ve Avrupa üniversitelerinin çoğu kilise vakıflarının mülkiyetinde ve idaresinde olduğu artık açık şekilde bilinmektedir.

            Devletler sağlık sektörünü de bu vakıflarla götürür. Bilhassa Almanya’da Kızılhaç’ın hastaneler üzerinde adeta bir sağlık bakanlığıymışçasına otoritesi vardır ve genelde bu devletler de hep, demokratik, laik cumhuriyetlerdir?

            Biz de şimdi, devlet hastanelerini yerel ve sivil yönetimlere devir çalışmalarında bulunuyoruz. Aksine Kızılay tıp merkezlerini kapatıyoruz.

            Kim bilir, belki yakında da üniversiteleri de sivil, gerçekten vakıf adamların yönetimine bırakır.

            Ne kadar gerçeğe yakın, göreceğiz!

            Avrupa’nın belki de dünyanın ilaç sektörü için bulunmaz bir cennet ülke Türkiye, hasta ve hastalık sektörü, ilaç sanayicilerinin doymak bilmeyen iştahına ve insafına terk edilmiş barkod, karekod aldatmacalarıyla gidiyoruz.

            Hani diyoruz ya; Batıdan aldığımız ilim, bilim dahil her şeyi sorgulamalıyız. Ama bir atasözümüzü de hatırlatmadan geçemeyeceğim, biraz argo fakat çok şeyi kısaca izah ediyor: “Türk, Ecnebi b.kundan inci arar” diyenler doğru söylemiş, has söylemiş, az söylemiş.

            Avrupa Rönesans’ını Endülüs’e borçlu diye yazmıştık. Kilise, üniversite ve hastane tek merkezden yönetim modeliyle halkın moral, sağlık ve eğitimi ve de toplum dizayn edilmiş planlama ve projelendirme bu modelle uygulanmıştır.

            Gelelim bizdeki Kaos’a…

            Cami ile okul ve de sağlık ocağı ya da hastane birbiriyle gergin ve aralarında görünmeyen duvarlar inşa edilmiş, nizalar bırakılmış, öğretileri ve görev yetki ve tanımları, kuruluş kanunları özellikle karmaşıklaştırılmış etkilisi çok, yetkilisi yok bir konuma getirilmiştir. Din adamlarının da çekememezlik, akademisyenlerde kıskançlık, niye ben değil de O’culuk almış başını gitmiş. Otoritede boşluk… Sorumlularda yokluk… Had safhada…

            Cumhuriyeti kuranlar, Arazide yoklukla aş pişirmeyi bilenlerdi. Sacayağını veya üçtaşı biliyorlardı.

            Devletin üç köşe taşı Cumhurbaşkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte aynı kanunla kurulan Genel Kurmay Başkanlığıydı.

            Yıllarca Cumhurbaşkanları camiye gitmedi. Genel Kurmay Başkanları bir kez dahi Diyanet işleri Başkanını makamında ziyaret etmedi. Hani kuruluş felsefesi, hani kurucuların iradesi ve tarzları…

            Asker ocağı; okuma yazma bilmeyenler için bir okuldur. Mesleği olmayanlar için bir ekol’dür. Hepimizi sağlık taramasından geçiren bir sağlık kurumudur. Ülke sanayisini geliştiren bir ileri teknoloji enstitüsüdür. Zirai donatım fabrikalarında sürgü yapmadık mı? DDY atölyelerinde mermi doldurmadık mı?

            Kurtuluş Savaşı Destanını çetelerle yazmadık mı?

            İterek, kakarak kazanılmaz. Çekerek, sarıp sarmalayarak, kucaklayarak içtenlikle halkın meselelerine halkla kucaklaşarak çare aranmalı; çare samimiyetle, bazı şeylere yeniden başlamakta?

            Yeniden başlamak cesaret ister, azim ister. Geçmişten ders almış olmak, inattan, yanlıştan, hatadan dönmek gibi fazilet ister. Feragat ister, ifna (kendini yok etmek) ister.

            Diyarbakır bir şeyler söylüyor. Anlaşılmak ister. Ankara’daki gettolar da sesleri duyulsun ister. Kim bilir belki sağırlar işitir, körler görür, mühürlü kalpler çözülür.

            Atılacak iki adımla meseleyi kökünden halletmek varken ülkeye yazık, gençlere yazık, al yazmalı analarımıza yazık…

 

 

Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye…

 

            Doğruydu, tarihe kendi kaynaklarımızdan bakarsak ordu millet olduğumuzu anlarız. Devletsiz olmuşuz, kalmışız ama ordusuz asla…

            Ordu derken akla Türk Silahlı Kuvvetleri gelmemeli, asla böyle bir yanlışa düşmemeliyiz. Böyle bir oyuna TSK mensupları da gelmemeli, onlar sadece Türk ordusunun, nöbetteki neferleri olduklarını unutmamalıdır.

            Hürriyet için savaşmayı göze alan her yiğit; ister kadın olsun ister erkek, maaşsız vatanseverler olarak Türk ordusunun asil birer neferidir.

            Kavramları karıştırmayalım, kendimizi daha fazla bozdurtmayalım.

            Ordu bir imece kültürüdür ve yalnızca bizim harsımızda mevcuttur…

 

 30.06.2010

Facebook Twitter Email
Yazar : Yalçın Koçak

Yorum Yazarken;

Doğruluğu şüphe uyandıran bilgilere ait yorumlar insiyatif kapsamında yayınlanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazarken şu HTML kodlarını kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bir Dünya Gücü Türkiye Rüyası